Günümüzdeki politikaya karşı duyulan apati, seçim sandıklarına ve halk arasındaki sohbetlere yansımaktadır.
Birçoğumuz bu apatiyi politikanın kendisine mal ederek büyük bir yanlış içerisine girmekteyiz.
Halkların günümüzdeki politikaya karşı duyduğu kinik tavır, onların toplum meseleleriyle ilgilenmemelerinden değil, politikanın günümüzde temsilci demokrasiyle eşit tutulmasından gelmektedir.
Halen daha sınırlı olarak kullanılan katılımcı demokrasi yöntemlerine ve yapılarına radikal bir biçimde geçmek için birden çok nedenimiz vardır.
Avrupa’da ve ülkemizdeki devletlerin çok büyük bir çoğunluğunda ne yazık ki halk tarafından ve halk ile birlikte yönetim şeklinden ziyade Plato’dan bize kötü bir miras olarak kalan, halk için yönetim şekli esas alınmaktadır.
Halk için yönetim şeklini benimseyen temsilci demokrasi modeli, demokrasinin ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.
Seçimlere bağlı yönetim yapısı, halk için siyaseti dair önlemektedir.
Ülkemizden bir örnek verilmesi gerekirse, yaklaşan belediye seçimlerinden bahsedebiliriz; halkın verilen vaatlerin yerine getirilmemesinden ve yozlaşmadan şikayetleri, seçimlerin dört beş sene gibi uzun aralarla gerçekleşmesinden kaynaklanır.
Bu yüzdendir ki yıllardır bölgeler adına hiçbirşey yapılmamışken, yol çalışmaları vb. şeyler ancak seçimlerden hemen önce, sınırlı bir düzeyde görülmektedir.
Seçimler arasındaki periyodlarda bireylerin kararlara olan etkisi oldukça azdır.
Eğer bireylerin tercihlerinin sürekli bir şekilde diğer bireyler tarafından ve gelişen olaylardan kaynaklanarak değiştiğini farzedersek, bireylerin oyları, ya parlementoda görüşülen çoğu meseleyi direk olarak etkilemesi, yada herkesin görüşlerinin yasalara mümkün olduğu kadar dahil edilmesi gerekir.
Kesin olan birşey varsa, oda demokrasinin toplum bireyleri arasında kararları eşit olarak etkileme hakkı ile ilgili olmasıdır.
Bunun haricinde demokrasi, kişisel otonomi (kendi kendine karar verebilme yetisi) ile ilgilidir.
Bu iki önemli açıdan bakıldığında, kararların bireyler tarafından direk olarak tartışılması ve oylanmasının yerine, belirli sürelerde eşitliklerinin ve otonomilerinin bazı temsilcilere iade etmeleri büyük bir sorun teşkil etmektedir.
Katılımcı demokrasi, kişinin karar alabilme ile ilgili olan otonomisi ve kararları toplum içindeki bireylerin eşit bir şekilde etkileyebilmesi bakımından temsilci demokrasiden çok daha başarılıdır.
Bunun haricinde bireyler, katkı koydukları kararları kabul etmekte kendileri için alınan kararlardan çok daha istekli olurlar.
Bu, kamu yönetimindeki uygulama aşamasında çok büyük bir avantaj oluşturmakta olup, devlet yetkilileri yanlış yapıyor, yada üzerine düşeni yapmıyor cümlelerinin gelişen durumdan dolayı daha az duyulmasını sağlar. Katılımcı demokrasi için bir diğer nedense, katılımın ve bireylerin argümanlarının tartışma bazında gerçekleştiğinde, bireylerin toplum konularında, toplumdaki diğer bireylerin ve grupların görüşlerini ve çeşitli bilimsel argümanları öğrenebilecek olmasından dolayı hem daha bilgili hemde birbirlerinin görüşlerine daha saygılı olan bir insan topluluğunun oluşabilmesine yol açmasıdır.
Bununla ilgili olarak bireyler, bu tartışma aşamasında başka görüşleride duyma ve kendi görüşlerini duyurma şansını elde ettiğinden dolayı, katılımcılar kendi kararlarını sorgulayıp, toplum için en iyinin ne olduğunu daha iyi düşünebilirler.
Katılımcı demokrasi için bir diğer neden ise günümüzdeki ulus-devlet yapısının geçerliliğini yitirmesinden kaynaklanır.
Demokrasi, kararlardan etkilenen herkesin kararlara eşit etki yapabilmesi olanağı ile ilgili olduğundan , ulus-devlet günümüzdeki ülkeler arasındaki global bağlılığa çözüm bulamamaktadır.
Yunanistan’ın ürettiğinden fazla tüketmesinin Amerika borsalarını tepe taklak etmesi, iklim değişikliğinin ülke sınırlarını tanımaması, göç ve terörizm gibi bazı sorunların ulus-devlet düzeyinde çözülmesinin mümkün olmamasından dolayı, global düzeyde görüşülüp kararların alınması gereklidir.
Global düzeyde temsilci demokrasi yapısını yaratmak, gücü halktan bir o kadar daha uzaklaştıracağından dolayı, kişilerin bu tip meselelerde ülke bazında olmayıp, global bazda direk olarak katılımı şarttır.
|