Son günlerde dünya, ekonomik krizlerle sarsılırken, birçok büyük banka batarken, insanlar işlerini kaybederken, yaşanan panikle intiharların artacağı konusunda Dünya Sağlık Örgütü uyarılar yayınlarken, sistemin altının ne kadar da boş olduğunu bir kez daha algılamaya çalışıyoruz. Gerçekten küresel ekonominin dayattığı, avantaj ve kolaylık olarak sunduğu sistem, ne yazık ki bu yükü çok uzun süre kaldıramadı. ABD’de morgage krizi ile başlayan ve bütün dünyayı etkisi altına alan 2008 krizi, bu günlerde Avrupa’yı da etkisi altına almış vaziyette. Ekonomisi iflas eden Yunanıstan’da, halk sokaklara dökülmüş kan gövdeyi götürüyor. Belki yakında, başka Avrupa ülkelerinde de domino taşları devrilmeye başlıyacak. Ekonomik krizler, birtakım sosyal krizleri doğurmaya gebe.. Dünyayı etkisi altına alan bu küresel kriz fırtınasının, bizleri de etkilememesi ne mümkün? . Yıllardır etkisini sürdüren tüketim çılgınlığı, her evde, herkesin cebindeki birkaç tane kredi kartı ve gelecek ayların kazancının ipotek altına alındığı bir sistem. Herkes borçlu, kimisi daha az, kimisi daha çok… Bu sistem içinde, temel konular dahil birçok şey özel sektöre havale.. Eğitimde, devlet okullarında yetersiz alt yapılar, sık sık grevler.. Okullarda günde üç dört saat süren eğitim, öğleden sonra ise tatil. Sosyal faaliyetlere yönelik yeterli alt yapı yok. Kamu Hastaneleri yarım gün çalışıyor. Poliklinik kuyrukları ana baba günü.. Doktorların kapısında biriken yığınla hasta.. Hekimlerin kalabalıktan kafası şişmiş. Bol keseden tetkik yazıp, zaman kazanmaya çalışıyorlar Yapılacak tetkiklerin ne kadarının gerekli olduğunu, faturasının devlete neye mal olacağını denetleyen bir merci yok. Kamu ya ait sağlık ve eğitim kurumlarının zaafı bahane edilerek, açılan özel kolejler ve hastaneler... Dört yaşından itibaren, her yıl özel kolejlerde okuyan çocukları için binlerce sterlini denkleştirebilmek için kıvrım kıvrım kıvrılan anneler, babalar... İhtiyacın üzerinde, plansız ve programsız bir şekilde açılan özel hastaneler ... Bu ekonomik krizde, yeteri kadar paralı hasta bulunamayacağı ayan beyan ortada iken, ayakta kalabilmek adına, ellerine geçirdikleri şahıslardan tedavi ücreti olarak talep edilen astronomik faturalar... Faturalar karşısında şoka uğrayan hasta yakınları... Binlerce, milyonlarca dolarlık atıl malzemeler ve yatırımlar... Buna karşın, yine de en sorunlu ve ciddi vakaların çözüm aradığı Lefkoşa Devlet Hastanesinin, sel felaketinden sonraki yürekler acısı durumu... Önümüzdeki ay gerçekleşecek yerel seçimlerle, başkan ve meclis üyelerinin yeniden belirleneceği, borç batağındaki belediyeler... Yılların kötü yönetimi sonucu iflas etmiş bir KTHY şirketi.. Yakında, kendilerini kapı dışında bulacak yüzlerce çalışan.. Güzelim yeşil alanların, plansız programsız bir şekilde beton mezarlığına dönüştürüldüğü bir yapılaşma furyası..... Ve bu hesapsız kitapsız yaplaşma furyası sonucu, iflasla yüzyüze kalan mütahhitlik sektörü... Küçük esnaf ve zanaatkarın içinde bulunduğu zor durumlar. Binlerce iyi eğitim görmüş, işsiz genç insan ... Kısaca özetlemeye çalıştığım bu durum, oldukça kaygı verici... İnsanlık çok sıkıntılı ve önemli bir dönemeçten geçmekte ... Dileyelim ki bu ekonomik ve sosyal krizli dönemler, daha büyük sıkıntılı ve çatışmalı dönemlerin yaşanmasına zemin hazırlamaz..
|