Nisan ayı içerisinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile birlikte bir konu yeniden gündeme geldi. Engelli bir yurttaşın oy verememesi ile birlikte ülkemizdeki engellileri yeniden hatırlar noktaya geldik. Seçim sonrası bahsi geçen yurttaşın durumu ile ilgili haberleri ve internet üzerinden çeşitli yorumları okuduğum zaman hem sevindim hem üzüldüm. Sevindim çünkü ülkemizde siyaset dışında da siyasi partiler, sivil toplum örgütleri, örgütler, sendikalar, dernekler, kurumlar, kuruluşlar ve toplum üyelerinin duyarlılık göstereceği konular olduğunun farkına varıldı. Üzüldüm çünkü ülkemizde genel olarak engelli olarak adledilen yurttaşlarımızın sankide toplumsal veya günlük yaşam içerisinde ilk kez sorun yaşıyormuş gibi olayın servis edilmesi hoş değildi. Yani bugün kanser hastası insanların varlığından haberdar olmak için illa ki ölümler mi olması gerekiyor veya bu konu ile ilgili düşündüğümüzde engelli yurttaşların sorunlarının gündeme gelmesi için illa ki siyasi içerikli bir olay mı yaşanması gerekiyor? Çok fazla idealist olmak istemediğimden ötürü yine de en azından böylebir vesile ile de olsa ülkemizde engellilerin yaşadıkları sorunlar ve zorlukların gündeme gelmesi, konuşulmaya, tartışılmaya başlanması hoş bir olay. Tabii bunun devamlılığı ve sürekliliği de önem taşıyor. Bir dönem trafik ve trafik kazaları konusunda ülke kamuoyunda bir hareketlenme olmuş fakat kısa bir süre sonra devamlılık gösterilmemiş ve yaşadığımız pekçok olay gibi günlük hayatın ‘klasikleri’ arasında girmiş ‘doğal’ ve belkide ‘olması gereken’ olaylar gibi görülmüştür. ‘Genişletme çalışmaları dün başlayan Haspolat Çemberi'ne yapılacak alt geçit için kazılan yaklaşık 2 metre derinliğindeki çukur can aldı. Cengiz Keskin (42) yönetimindeki GU 023 plakalı van araç, dün gece yarısı Lefkoşa'dan Gazimağusa'ya seyrederken çukura düştü. Olay yerinde hayatını kaybeden Keskin'in cansız bedeni saat 02.00 sıralarında aynı noktada meydana gelen ikinci bir kazaya yardıma koşan vatandaşlar tarafından bulundu’. Fakat bundan henüz daha 3 yıl öncesinde yani 2007 Haziran’ında bir vatandaşın canına mal olan bir trafik olayı vardı. 3 yıl sonrasında ülke olarak trafikte ne noktadayız? Yorumu sizlere bırakıyorum. Ve bu noktada bugün siyasi partiler, sivil toplum örgütleri, örgütler, sendikalar, dernekler, kurumlar, kuruluşlar ve toplum üyeleri yani biz bireylerin bir kez daha kendimizi ne yaptık, ne yapıyoruz, ne yapacağız, ne yapmalıyız soruları üzerinde düşünmeye ve harekete geçmeye davet ediyorum. Konuyu çok dağıtmadan devam edelim. 2009 yılı yazında hazırlayıcısı ve sunucusu olduğum Kıbrıs Genç Bakış programında engelliler ve engelli vatandaşların sorununu ilk 2009 yazı sezonunun ilk programı yapmıştık. Olayı olabildiğine geniş ve kapsamlı irdelemek istediğimizden Kıbrıs Türk Engelliler Federasyonu Başkanı Derviş Yücetürk, görme engelli kardeşimiz Mehmet Geçit ve Psikolog doktor Nalan Linda Frain stüdyo konuklarımız olurken, Mehmet Reis Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi (MRFR Merkezi) ’nde hizmet alan vatandaşlar ve oranın Fizyoterapistlerinden Beliz Belgen ile röportaj yapmış ayrıca Nidai Yıldız ile gün içerisinde geçirdiğimiz yaklaşık 2-3 saatlik bölümü kesitler ile izleyicilerin karşısına sunduk. O gün ortaya çıkan tablo içerisinde engelli yurttaşların aslında ne kadar çok sorunu olduğunu bir kez daha gözlemleme fırsatı buldum. Örneğin devletin engelli derneklerinin yapmış oldukları aktiviteler ve faaliyetlerden %5 vergi aldığını ve bir anlamda engelli derneklerin devlete katkı yapar halde olması. Düşünebiliyormusunuz ki devlet engelli federasyonlarına destek verir pozisyonda olacakken, aktivitelerden vergi almaktadır. Kıbrıs Türk Engelliler Federasyonu (KTEF) çatısı altında birleşen engelli dernekleri ve Kıbrıs Türk Ortopedik Özürlüler Derneği’nin dem vurduğu konulardan birtaneside düğün çıkışlarında, eğlence mekanlarında ve restorantlarda engelliler yararına satılan biletleri veya oyuncak tarzı eşyalardır. Ülkemizde engelliler ve engellilerin sorunları ile uzaktan yakından ilgili olmayan bazı dernekler kurulmakta ve bu dernekler güya engelliler yararına hareket ediyor gibi görünürken aslında kendilerine çıkar ve kar sağlamaktadırlar. Toplumun hassas duygularını kullanarak yapılan bu hilekar hareketler karşısında gerçekten düzgün ve engellilerin hakları, çıkarları için çalışan örgütler zarar görmektedirler. Fizyoterapist Beliz Belgen buna benzer olaylardan ötürü Kıbrıs Türk Ortopedik Özürlüler Derneği ’nin son üç yıldır piyango bileti çıkarmadığı söyledi. Bu nedenle bizler kendilerine çıkar ve kar sağlamak için bilet ve oyuncak tarzı eşyalar satan dolandırıcılar karşısında bilinçli olmalı ve insani duyarlılığımızın sömürülmesine izin vermemeliyiz. Kıbrıs Türk Engelliler Federasyonu ve Kıbrıs Türk Ortopedik Özürlüler Derneği dışında bizlere satılacak bilet veya ürünlerde bilinçli hareket etmeli ve bu konuda çevremizi bilgilendirmeliyiz. Ulaşım dolaşım imar planları yapılırken umuma açık yerlerde özellikle giriş çıkışlarda rampa olması gerektiği, özel asansörlerin bulunması ve engelli tuvaletlerin zorunlu hale getirilmesi gerekiyor. Bunlarla birlikte programımız içerisinde KTEF Başkanı Derviş Yücetürk engellilere yönelik yapılan park yerlerinde toplumumuzun zaman zaman bu park yerlerine gerekli saygıyı göstermediğini dile getirdi. Programın sonunda hazırladığımız Genç Yorum köşesinin sloganlarından birtanesi ‘Engel Olmayalım Yeter’ idi. Evet, engelli yurttaşlar için ayrılan araç park yerlerine ister iki ister on iki dakikalığına olsun kendi arabamıozı park ederek bizler ENGEL oluyoruz. Yada kamu kuruluşlarında, restorantlar, barlar, parklar gibi umuma açık yerlerin kullanımını tek tip düşünüp inşa ederken bizler yine ENGEL oluyoruz. Engelli çocuğu bulunan ailelere devletin özel eğitim vermesi gerektiği konusu ise önümüzde duran ve halen çözülmeyi bekleyen konulardan birtanesi. Kanımca devletin özel eğitimine ilaveten engelli çocuğu olan ailelerde genelde anne çocuğun yalnız kalamamasından dolayı çalışamamaktadır ve bu nedenle devletten katkı alması gerektiği inancındayım. Program içerisinde gündeme gelen bir diğer konu ise özel eğitim noktası ve Karakum 18 Yaş üstü Engelli Rehabilitasyon idi. KTEF Başkanı Derviş Yücetürk bu yerin alınıp hizmete açılabilmesi için 10 yıl uğraştıklarını fakat halen daha büyük eksiklikler olduğunu söyledi. Yücetürk, yaşam boyu eğitim olanağı sağlanamadığını, sadece gündüzleri eğitim verildiğini ve kendilerinin yaptığı ziyarette kendilerine 30’dan fazla genç bulunuyor denilmesine rağen 3-5 çocuk ile karşılaştıklarını ifade etti. Evet, ne yazık ki hizmete açılmış bir devlet rehabilitasyon merkezinde eksiklikleri gidermede geç kalıyoruz. Özel eğitim veren yerler için altyapıl, eğitmen kadroları, donanım ve yasa büyük önem arz ediyor. İlgililere duyurulur... Önünde belkide aracımızla birçok kez geçtiğimiz bir yer olan Mehmet Reis Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi ülkemiz adına büyük bir kazanım. Burada görev yapan Fizyoterapist Beliz Belgen bu merkezin Kıbrıs Türk Ortopedik Özürlüler Derneği altında faaliyet göstermekte olduğunu, sadece ennelli değil tüm fizik tedavi ve rehabilitasyon ihtiyacı duyan tüm yurttaşlara hizmet verdiğini yani örneğin bir kaza sonucu engeli oluşmuş insanlarımıza ilaveten kırık, boyun ve bel fıtıkları, spor sakatlıkları gibi konulardan doktor tarafından tanı konulup tedavi isteyen tüm yurttaşların merkezlerinden diledikleri gibi yararlanabileceklerini söyledi. Şunu söyleyebilirim ki Mehmet Reis Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi Avrupai standartları yakalamış ve K.T. Ortopedik Özürlüler Derneği’nin özverili çalışmaları sonrası ayakta durup toplumumuza hizmet veren önemli merkezlerden biri. Orada bulunan personelin sıcaklığı ve sevecenliği inanıyorum ki tedavi ve eğitim amaçlı merkeze giden insanlara olumlu şekilde yansıyor. Bununla birlikte 3 adet liftli otobüs sistemi ile adanın her yerinden vatandaşımıza ulaşılabiliyor olması hizmetlerde sınır tanımadığının göstergesi olsa gerek. Fakat dernek son yıllarda maddi sorunlar yaşamakta ve bunların giderilmesi için duyarlı insanlarımızın katkıları beklenmektedir. Bu noktada da devletin ilgili kurumları, duyarlı işadamları ve siyasi partiler, sivil toplum örgütleri, örgütler, sendikalar, dernekler, kurumlar, kuruluşlar ve yurttaşlarımıza duyurulur. Son 3-4 yıldır özel sebebler ile devamlı yurtdışında bulunmamdan ötürü takip edemiyorum fakat halen özel televizyonlarda olmasa dahi devletin kendi kanalı olan BRT’de haberler ve hava durumu gibi yayınlarda işitme engelli yurttaşlarımız için işaret dili kullanılarak yayın yapılıyor mu bilmiyorum? Yapılmıyor ise en kısa zamanda bu konu gündeme getirilmesinde yarar olduğu inancındayım ve sadece devlet kanalında değil özel televizyon kanalların da bu ve buna benzer uygulamaları yaptırıma geçirmesi gerektiği noktasındayım. Sadece haber ve hava durumları için değil ülkemizde engelli konusunu gündeme taşıyacak, toplumu bilinçlendirecek, farkındalık yaratacak programlar yapılmasında yarar vardır. Hatta mesela yazılı ve görsel basın kuruluşları(her kuruluşun prensibi ve işleyiş tarzı nasıldır bilmiyorum) engelliler, kanser hastaları derneği, thalassemia derneği gibi derneklerin reklamlarını ücretsiz veya cuzi bir ücrete yayımlayarak bir nebze olsun katkıda bulunabilirler diye düşünüyorum. Evet günün sonunda sorunlar yazmakla bitmez tabii ki. Fakat bir yerden başlamak gerekiyor. Doğal olarak konu ile ilgili uzmanlar ve ilgili kesimler çok daha ayrıntılı sorunlar ve çözüm önerilerini ortaya koyacaktırlar. Her ne kadar engelliler ve sorunları konunun yine siyasi bir olay ile gündeme gelmesine üzülsemde 10 Mayıs ile başlayan Engelliler haftası da bir vesile oluyor olayın gündemde kalmasına. Ve 15 Mayıs günü Cumartesi saat 17:30’da İngiliz Büyükelçiliği önünde buluşmaya davet ediyor Engel-SİZ hareketi bizleri. Fakat atılan bu adımların sadece 15 Mayıs ile sınırlı kalınmamasını diliyor ve 2013 yılında yeniden engelliler ile ilgili bir yazı yazarken 2009 yılında varolan sorunların devam etmediğini görmek istiyor, bu noktada da ilgili tüm kesimlerin çabalarını amaca ulaşana dek hepbirlikte sürdürmesini temenni ediyorum.
|