Demokrasi ve Uzlaşı İnisiyatifi “Orams Davası ve Kıbrıslı Türkler” isimli konferans düzenledi. KAMU-SEN Konferans Salonunda önceki gece düzenlenen konferansın yöneticiliğini Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Turgut Turhan yaparken, Emekli Yüksek Mahkeme Başkanı Taner Erginel, YDÜ ve Yaşar Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Işıl Özkan ile Fikrin ve Hukukun Üstünlüğü Hareketi Başkanı Avukat Barış Mamalı konferansa konuşmacı olarak katıldı.
ERGİNEL
Emekli Yüksek Mahkeme Başkanı Taner Erginel, Orams davası konusunun KKTC’nin yasal statüsü ile ilgili olduğunu ve “KKTC yasal bir devlet mi, değil mi” sorunu olduğunu söyledi. 2002 yılında bir arsa satın alan ve bunun üzerine bir villa inşa ettiren Orams çiftinin 2004 yılında gelip malını geri almaya çalışan Meletis Apostolidis tarafından Rum yasalarına göre dava edildiğini, fakat Orams’ların “kendi üstlerine vazife olmayan bir şekilde” yapılan tebligata karşılık KKTC’yi savunmaya kalktığını ifade etti. Erginel, tebliğin de belli kurallara bağlı olduğunu ve kimsenin Orams çiftine “hiçbir kurala uymama ve KKTC yasalarını çiğneme” hakkı vermediğini ifade etti. Erginel, ABAD’ın verdiği kararla “Rum mahkemelerini KKTC’deki davalar için geçerli kılarım” dediğini ve bunun bugüne kadar Kıbrıslı Türklerin yaptığı bütün yasaları hiçe saydığını anlattı. İngiliz Yüksek Mahkemesi’nin “AB yasaları KKTC’de askıya alınmıştır, Rum yasaları burada uygulanamaz ve İngiltere’de icra edilemez” dediğine işaret eden Erginel, AB’de Kıbrıslı Türklerin azınlık olarak kabul edildiğini, bu yüzden ABAD kararının bu yönde çıktığını belirtti. Erginel, “Orams Davası’nın dönüp dolaşıp Kıbrıslı Türklerin azınlık olduğunu kabul eden bir trajediye dönüştüğünü” ekledi.
ÖZKAN
YDÜ ve Yaşar Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Işıl Özkan da konferansta, Orams Davası’nın gelişiminin hukuki teknik yönlerini anlattı. Özkan, Apostolides’in Girne’deki bir taşınmaz mal için Lefkoşa’da dava açtığını, yasaların “taşınmaz malın bulunduğu yerde dava açılmasını” gerektirdiğini ve aslında ne tebliğin ne de savunma hakkının usule uygun olduğunu söyledi.
MAMALI
Avukat Barış Mamalı da, Loizidu ve Orams davaları ile Türk tarafının geçmişte yaptığı “siyasi, ve hukuksal hatalar ile ihmalleri” dinleyicilere aktardı. Mamalı, Orams Davasının tüm öğeleriyle geçmişteki Loizidu Davasının temellerine dayandığını anlattı ve Türk tarafının yaptığı en büyük ihmallerden birinin “1996 yılında Rum Yönetiminin AB’ye girme girişimlerine karşı veto kullanmamak” olduğunu söyledi. 1989 yılında açılan Loizidu davasına ancak 1993-94 yıllarında Türkiye’nin dahil olabildiğini kaydeden Mamalı, “Artık çok geç olmuştu. Birçok haklı olduğumuz konuyu öne sürme hakkını kaybettik, müdafaa şansımızı yitirdik” dedi.
Orams çiftinin yasal süre olan 10 gün içinde ispat-ı vücut yapmamasının tek taraflı bir sonucu doğurduğunu kaydeden Mamalı, KKTC hukukçularının da Türkiye’yi ek davalı olarak koymasının ve bunu talep etmemesinin ayrı bir ihmal olduğunu belirtti.
EN BÜYÜK İHMAL
Kararda “Bu malı yıkacaksın, müdahale etmeyeceksin, eski haliyle iade edeceksin ve tazminat ödeyeceksin” dendiğini, fakat malın KKTC’de olmasından dolayı tazminat dışında diğer maddelerinin icra ihtimalinin bulunmadığını anlattı. Konunun ATAD’a havale edilinceye kadar Türk tarafının davranması halinde ortada icra edilebilecek bir mahkeme kararının dahi kalmayacağını söyleyen Mamalı, paranın ödenmiş olması halinde İngiltere’de “Niye geldiler ki, biz bunu ödedik, icra edilecek bir konu yok” diyebilme hakkı doğmuş olacağını belirtti. Bu konuda uyarısını daha önce yaptığını söyleyen ve bunla ilgili gazete kupürlerini de gösteren Mamalı, artık malını Kuzey’de bırakıp Güney’e göç eden herkesin dava açma hakkının bulunduğunu anlattı. Mamalı ayrıca, Taşınmaz Mal Komisyonu yasasına da çekidüzen verilmesi gerektiğini ve “Sen tazmin edilmek mi istiyorsun, o zaman devlete bırakmak zorundasın” anlamındaki ifadelerin değiştirilmesi gerektiğini söyledi. Konuşmaların ardından konferans soru-cevap bölümüyle son buldu.
|