2008 yılında başlayan kapsamlı çözüm müzakereleri çerçecesinde Ağustos ayında sona eren ilk turda pozisyonlarını ortaya koyan taraflar, derin görüş ayrılıklarını, konuları yeniden ele aldıkları ikinci tur görüşmelerde de gideremedi.
Liderler “Yönetim ve Güç Paylaşımı”, “Mülkiyet”, “AB”, “Ekonomik Konular”, “Toprak” ile “Güvenlik ve Garantiler” ana başlıklarını ele alırken, 1. turda “Federal Yürütme”başlığı altında ele alınan konularda hiçbir yakınlaşma sağlanmadı.
Çözümsüz geçen yılların ardından Talat ile Hristofyas arasında sürdürülen müzakerelerde de çözüm adına ilerleme sağlanmaması, halkın çözüme olan umudunun da giderek azalmasına neden oldu.
Uzun bir aradan sonra geçen yıl başlayan kapsamlı çözüm müzakereleri ne yazık ki 2009’da da sonuçlandırılamadı. Ağustos ayında sona eren ilk turda pozisyonlarını ortaya koyan taraflar, derin görüş ayrılıklarını, konuları yeniden ele aldıkları ikinci tur görüşmelerde de gideremedi. Müzakerelerin tarihinde ilk kez ortak metin hazırlayan taraflar, arzulanan yakınlaşmayı sağlayamadı.
İLK TURDA POZİSYONLAR ORTAYA KONDU--
Müzakerelerin ilk turunda pozisyonlarını ortaya koyan taraflar, Lefkoşa ara bölgede yaklaşık 11 ay süren görüşmelerde Kıbrıs sorununu 6 ana başlık üzerinden görüştü. Liderler sırasıyla, “Yönetim ve Güç Paylaşımı”, “Mülkiyet”, “AB”, “Ekonomik Konular”, “Toprak” ile “Güvenlik ve Garantiler” ana başlıklarını ele aldı. Taraflar, tüm başlıkları görüştükten sonra, yeniden “Yönetim ve Güç Paylaşımı” başlığına dönerek, bu başlık altındaki "Vatandaşlık, Yabancılar, Göç ve İltica" konusunu da görüştü.
“Yönetim ve Güç Paylaşımı”, “AB” ile “Ekonomik Konular” başlıkları altında ele alınan tüm konularda ortak metin çalışması yapıldı. Bu 3 başlıkta, uzlaşılan konular ve üzerinde daha fazla tartışmaya ihtiyaç duyulan konular tespit edilerek toplam 30 ortak metin hazırlandı.
“Toprak” başlığı ele alınırken de harita konuşulmadı.
“Güvenlik ve Garantiler” başlığı görüşülürken, Kıbrıs Türk tarafı, 1960 Garanti ve İttifak anlaşmalarının devamını; Kıbrıs Rum tarafı ise AB üyeliğinin Kıbrıs'ta federal ünitelere ve her iki topluma yeterli güvence sağladığını, 1960 Garanti ve İttifak anlaşmalarının öngördüğü garanti sisteminin artık çağ dışı olduğunu savundu.
KESKİN GÖRÜŞ AYRILIĞI
Birinci turda “Yönetim ve Güç Paylaşımı” başlığı altında görüşülen “Federal Yürütme”, bu başlık altında ele alınan konularda hiçbir yakınlaşma sağlanamayan tek konu oldu.
Rum tarafı burada, Başkan ve Başkan Yardımcısının tek liste üzerinden ve ağırlıklı oyla doğrudan halk tarafından seçilmesini öngören bir başkanlık sistemi önerirken, Kıbrıs Türk tarafı, üyelerinin senato tarafından ve tek liste üzerinden ayrı ayrı çoğunlukla seçileceği, İsviçre modelindeki gibi bir Başkanlık Konseyi sistemi önerdi.
Liderlerin görüşmeleri yoğunlaştırma kararı aldığı ikinci tura “Yönetim ve Güç Paylaşımı” başlığı altında “Yürütme”yle başlandı. Türk tarafı “Yürütme” ile ilgili, büyük eleştirilere ve tartışmalara neden olan öneri sundu. Rum tarafı, Türk tarafının sunduğu “Yürütme” önerilerini gözden geçirerek, tekrar masaya koydu.
YÜRÜTME ÖNERİSİ
Müzakere sürecinin ilk turunda “Yürütme” konusunda Annan Planı’nda da yer alan “Senato tarafından ortak liste seçilmesi” önerisinde bulunan Türk tarafı, ikinci turda “başkanlık üyelerinin senato tarafından ortak listeyle seçilmesi” önerisi yaptı. İlk öneride sadece başkan ve başkan yardımcısının değil, toplam 7 kişilik kabinenin tamamının ortak listede seçilmesi söz konusu iken, yeni öneride sadece başkanlık üyelerinin ortak listeyle seçilmesi öngörüldü.
Türk tarafının bu önerisi, bazı çevrelerce kabul edilemez olarak nitelenerek, Cumhurbaşkanı Talat ve ekibi “tavizkar bir tavır” sergilenmekle suçlandı. “Tavizkar politikalar izleniyor” suçlamasının haksızlık olduğunu kaydeden Talat, müzakere masasında yürütülen politikaların, Türkiye’nin de katılıp destek verdiği politikalar olduğuna vurgu yaptı.
MÜLKİYET’TEKİ TIKANIKLIK AŞILAMADI
Müzakerelerin ikinci turunda “Yürütme”nin ardından “Başkanlık”, “Dış İlişkiler”, “Federal Yürütme” ele alındı. Liderler Ekim sonunda yeni bir başlığa, “Mülkiyet”e geçti. Tarafların karşılıklı olarak masaya koyduğu 12’şer maddeden oluşan kriterlerin yarıya yakınında uzlaşma sağlandı, ancak genel olarak pozisyonlarını korumaya devam etmelerinden dolayı “Mülkiyet”teki tıkanıklık maalesef yine aşılamadı.
Daha sonra sırasıyla “Vatandaşlık, Göç ve Sığınma” ile “Ekonomi” başlıklarını görüşen liderler, bazı konuları ikinci turda da neticelendiremeden bu yılki müzakereleri 21 Aralık’ta noktaladı. Liderler, önceki aylara göre oldukça verimsiz geçen Aralık ayında ağırlıklı olarak gelecek yıla dönük süreç planlaması yaptı.
TÜRK TARAFI YÖNTEM DEĞİŞİKLİĞİ İSTEDİ
Müzakerelerin başından beri sürecin hızlanmasını sağlamak için takvim ve hakemlik talebinde bulunan Türk tarafı, çözümün 2009’da elde edilemeyeceğinin kesinleşmesiyle birlikte süreci yoğunlaştırmak adına yeni girişimlerde bulundu. Talat, Aralık ayında müzakere heyeti ve Dışişleri Bakanı Hüseyin Özgürgün ile birlikte gittiği Ankara’da da Türkiyeli yetkililerle sürece ilişkin çok ayrıntılı değerlendirmelerde bulundu. “Olmazsa olmazlar” ile “esneklik gösterilebilecek konuların” bir kez daha üzerinden geçilen ziyaret dönüşünde yapılan açıklamalarda, müzakerelerin yoğunlaştırılması ve yöntem değişikliği ihtiyacına dikkat çekildi. Müzakerelerin başından beri sürece ilişkin her türlü arabuluculuk girişimine karşı çıkan Rum Yönetimi Lideri Dimtris Hristofyas ise “5’li konferans”, ve de “Camp David” benzeri bir prosedüre sıcak bakmadığını açıkladı. Cumhurbaşkanı Talat ise “Güvenlik ve Garantiler”in müzakeresinde 3 garantörün olmadığı bir toplantının düşünülemeyeceğine işaret etti.
ZERIHOUN KONUTUNDA YOĞUN MÜZAKERE
Türk tarafının girişimleri sonucunda müzakerelere ivme kazandırma kararı alan taraflar, Ocak ayı için yoğun müzakere planlaması yaptı.
Ocak ayında önce Rum liderin, daha sonra da Talat’ın evinde 3’er günlük yoğunlaştırılmış müzakere planlayan liderler, evlerde yeterli imkan olmaması nedeniyle yoğunlaştırılmış müzakereleri BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Taye Brook Zerihoun’un resmi konutuna kaydırdı. Hazırlık çalışmaları devam eden yoğun müzakerelerde ilk belirlemelere göre “Yönetim ve Güç Paylaşımı”, “AB ile ilişkiler” ve “Ekonomi” başlıkları ele alınacak.
BM “İHTİYATLI” İYİMSERLİĞİNİ KORUDU—
Müzakereleri yürüten liderlere ev sahipliği yapan BM, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da “ihtiyatlı” iyimserliğini korudu. Liderlerin zaman zaman yaptıkları karamsar açıklamalara rağmen BM, iyi niyetini hep korudu. BM Güvenlik Konseyi, süren müzakere sürecine destek vererek, ivmenin artmasını istedi. BM Genel Sekreteri Ban, Mayıs ayındaki raporunda tarafları görüşmelerin hızını artırmaya çağırdı. Ban, çözümün makul süre içinde sağlanması gerektiği mesajı verdi.
Ban’ın Kıbrıs’taki iyi niyet misyonuna ilişkin yeni raporu Kasım ayında yayınlandı. Raporda, çözüm sağlanabileceği yönünde ihtiyatlı iyimserlik içinde olduğunu açıklayan Ban, “tarafların müzakerelerde güçlü ilerleme sağladığını” dile getirdi. Ban, sağlanan ivmenin korunması, hatta hızlandırılması gerektiğini belirtti.
Müzakerelerin büyük bölümünde liderlere ev sahipliği yapan BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Alexander Downer, yıl boyunca hem adada, hem de Ankara ve Atina’da temaslar yaptı. Kuzey Kıbrıs’taki siyasi partiler ve sivil toplum örgütleriyle bir araya gelerek görüş alış verişinde bulunan Downer, yıl sonunda Başbakan Derviş Eroğlu’nu makamında ziyaret etti.
ANKARA İLE SIKI BİR İSTİŞARE--
Cumhurbaşkanı Talat müzakereler sırasında Türkiye’yle sürekli istişare içinde oldu. Talat, zaman zaman yalnız, zaman zaman ise müzakere heyeti ve Dışişleri Bakanı Hüseyin Özgürgün’le birlikte gittiği Ankara’da TC Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’yla görüş alışverişinde bulundu.
Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Cumhurbaşkanı Talat’ın ekim ayında gerçekleştirdiği Ankara ziyareti öncesinde, 30-40 büyükelçinin katılımıyla Kıbrıs konusunda beyin fırtınası yaptı.
AVRUPA VE ABD GEZİLERİ--
Müzakerelerin yoğunlaşmasını ve kısa sürede sonuç getirmesini isteyen Türk tarafı, Rum tarafının da motive edilmesini sağlamak ve Kıbrıs Türkü’nün sesini dünyaya duyurmak adına yıl boyunca çeşitli ziyaretler düzenledi.
Talat, görüş alışverişinde bulunmak amacıyla Kasım ayında Avrupa ülkelerinin Lefkoşa büyükelçilerine yemek verdi. Rum tarafının tüm engellemelerine rağmen çok sayıda büyükelçi yemeğe katıldı. Katılmayan büyükelçiler arasında, 20 yılı aşkın bir süredir Türk ve Rum siyasi partilerin bir araya gelmesine ön ayak alan Slovakya Büyükelçisi de bulunuyordu.
Talat, Nisan ve Eylül ayında olmak üzere 2 kez ABD’ye gitti. Talat, Rum Yönetimi’nin tüm engelleme girişimlerine rağmen ilk ziyaretinde ABD Dışişleri Bakanı Hilary Clinton ile görüştü. İkinci ziyarette ise BM Genel Kurulu çalışmalarına katılan liderlerle bir araya gelen Talat, BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon başta olmak üzere Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, İKÖ Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu ile İngiltere, İsveç, Katar, Hollanda ve İspanya dışişleri bakanlarıyla görüşmelerde bulundu.
Yıl boyunca Brüksel başta olmak üzere çeşitli Avrupa başkentlerine ziyaretler düzenleyen Talat, sırasıyla İngiltere, İsveç, Fransa ve Finlandiya’ya gitti. Talat, Paris’te BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon ile görüştü. Talat Ban’dan BM’nin sürece daha aktif katılımını istedi.
-KIBRIS’A GELEREK ÇÖZÜME DESTEK VERDİLER--
Kıbrıs sorunuyla yakından ilgilenen ülkelerin diplomat ve temsilcileri 2009’da da Kıbrıs’a ziyaretler yaptılar. AB Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Komiseri Oli Rehn, ABD Dışişleri Bakanlığı AB İşleriyle İlgili Müsteşar Yardımcısı Mathew Bryza, AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barrosso, Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Günter Verheugen, BM eski Genel Sekreteri Butros Gali, AP Kıbrıslı Türklerle Yüksek Seviyede Temas Grubu, Avrupa Parlamentosu İngiliz milletvekilleri, ABD Temsilciler Meclisi’nden 6 parlamenter, Avrupalı Liberal Gençlik Örgütü, İsveçli, Alman milletvekilleri Kıbrıs’a geldi. Bu arada AB, Leopold Maurer’i Kıbrıs Özel Temsilcisi olarak atadı.
Aralarında ABD eski Başkanı Jimmy Carter ve NOBEL Barış Ödülü sahibi Güney Afrikalı eski Piskopos Desmond Tutu’nun da bulunduğu Elders (Akil Adamlar) Grubu, 2008’de olduğu gibi 2009’da Kıbrıslıları yalnız bırakmadı. Elders grubu, liderlerin çözüm için teşvik edilmesi gereğine işaret etti. İngiltere, tarafları çözüm için teşvik etmek amacıyla, çözüm olması halinde üs topraklarının bir bölümünü Birleşik Kıbrıs’a vermeye hazır olduğunu açıkladı.
KÖY KÖY DOLAŞARAK, HALKI BİLGİLENDİRDİ, ZAMAN ZAMAN DA STRES ATTI--
Talat, devam eden sürece ilişkin gelişmeleri aktarmak amacıyla Cumhuriyet Meclisi’nin Kıbrıs konulu olağanüstü toplantılarına katıldı. Siyasi partilerle zaman zaman toplu halde, zaman zaman ise ayrı ayrı görüşen Talat, sivil toplum örgütlerini ve sendikaları da ziyaret edip süreç hakkında bilgi verdi.
Halkı da aydınlatmaya ayrı bir önem veren Talat, Eylül ayında başlaması planlanan 2. Tur müzakereleriyle birlikte köy gezilerini yoğunlaştırdı. Talat, müzakerelerden fırsat buldukça gerçekleştirdiği köy gezilerinde süreç ve gelişmeler hakkında bilgi verdi.
SİVİL İNSİYATİF ÇÖZÜM İÇİN ÇALIŞTI--
Liderlerin yoğun müzakereleriyle geçen 2009’da sivil toplum örgütleri de iki toplumu yakınlaştırmak adına çeşitli etkinlikler düzenledi. Kuzey ve Güney Kıbrıs’ta belediyelerde örgütlü BES ve PEO’ya bağlı SİDİKEK yıl boyunca çeşitli ortak etkinlikler gerçekleştirdi, barış için fidan dikti. İki sendikanın kadın üyeleri, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle adanın genelindeki emekçi kadınları ziyaret etti.
Liderlerin çabalarına destek belirten iki toplumlu forum “Kıbrıslıların Sesi”, liderlerden çözüm yönündeki çabalarını yoğunlaştırıp, çözümün yararları konusunda toplumlarını ikna etmelerini istedi.
ÖĞRETMENLERDEN ORTAK GİRİŞİM--
İki Toplumlu Barış İnisiyatifi ile yurt dışında yaşayan Kıbrıs Türk ve Rumların oluşturduğu örgütler liderlere destek verdi. Liderlere, “yaşayabilir çözüm için zorlama” çağrısında bulunuldu. Bağımsız Genç Kıbrıs, Talat’a destek verdi.
İŞ ÇEVRELERİNDEN ÇÖZÜM ÇABASI--
Kıbrıslı Türk ve Rum Ticaret Odaları ise iki ekonomiyi yakınlaştırmak amacıyla “Ortak Geleceğimiz İçin Ekonomik ve Ticari İşbirliği Projesi”ne imza attı. Türkiye, Yunanistan, Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum iş dünyasının önde gelen kuruluşları, kalıcı çözüm için müzakerelerin iyi niyetle sürdürülmesi çağrısı yaptı. TÜSİAD, İŞAD, SEV ve OEB’in ortaklaşa hazırladığı “AB kapı aralığında sıkışmış Kuzey Kıbrıs” raporunda, çözüm için hiçbir fırsatın kaçırılmaması ve liderlerin çabalarını artırması için teşvik edilmesi mesajı verildi.
Avrupa Komisyonu’nun Kıbrıs’taki Yeşil Hat Tüzüğü’yle ilgili raporuna göre KKTC ile Güney Kıbrıs arasındaki mal ticareti 2009’da üçte bir oranında arttı. 1 Mayıs 2004’ten beri yürürlükte olan ve KKTC ile Güney Kıbrıs arasında insanların, malların ve hizmetlerin hareketi için uygulanan AB yasalarını tanımlayan Yeşil Hat Tüzüğü’nün hükümlerine göre 30 Nisan 2009’a kadar Güney Kıbrıs’a giren malların toplam değeri bir önceki yıla göre yüzde 36 arttı ve 6.1 milyon Euro oldu.
HERŞEYE RAĞMEN HALKLAR UMUTSUZ--
Sivil toplum örgütlerinin olası çözüme zemin hazırlamak ve iki toplumu yakınlaştırmak adına gerçekleştirdiği tüm faaliyetlere rağmen halk çözüm konusunda umutsuz. KKTC ve Güney Kıbrıs’ta biner kişi ile Ekim-Kasım aylarında yüz yüze yapılan “Kıbrıs 2015 Sürdürülebilir Bir Gelecek için Araştırma ve Diyalog“ isimli ankete göre iki kesimde de “çözüm isteği yüksek olmasına rağmen çözüm beklentileri düşük...”
Düşünce kuruluşu Avrupa Siyasi Araştırmalar Merkezi’nin “Kıbrıs'ta halkların barışı” konulu kamuoyu araştırması ise, Kıbrıslı Türklerin yüzde 61'i ve Rumların yüzde 59'unun Eylül 2008'de başlatılan kapsamlı çözüm müzakerelerinin olumlu sonuçlanmasını beklemediğini ortaya koydu. Araştırmada, Güney’de yüzde 64 ve Kuzey’de yüzde 65 olmak üzere adadaki halkların yaklaşık üçte ikisi liderlerinden müzakereler yoluyla uzlaşmasını isterken, her iki tarafın kabul edebileceği çözüm alternatiflerinde büyük farklılıklar gözlemlendi. “Üniter devlet ve merkezi hükümete” dayanan bir çözüm Rumların yüzde 80'inden destek alırken, Türk tarafının ise yüzde 48'i böyle bir çözümü reddediyor. “İki bölgeli ve iki toplumlu federasyon” seçeneği, Türklerin yüzde 49'u, Rumların ise yüzde 44 tarafından destekleniyor.
ATAD KARARI SOĞUK RÜZGARLAR ESTİRDİ--
Avrupa Topluluğu Adalet Divanı’nın (ATAD), KKTC'de mal sahibi olan İngiliz Orams ailesi hakkında Rum mahkemeleri tarafından alınan mülkiyetle ilgili kararın tüm Avrupa ülkelerinde dikkate alınması gerektiği yönündeki görüşü de adanın kuzeyinde soğuk hava estirdi. Mülkiyet sorununun masa yerine mahkemede çözümleneceği intibası vererek sürece büyük zarar veren ATAD kararına sert tepkiler geldi. Mülkiyet sorununun mahkemeler yoluyla değil, müzakerelerle çözümleneceğine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Talat, kararın kabul edilmesinin mümkün olmadığını söyledi.
Bu arada ATAD kararının ardından İngiltere İstinaf Mahkemesi, Kasım ayında Orams davasını görüşmeye başladı. Orams çiftinin avukatı, ATAD kararının “tarafsız” olmadığı ve adada süren müzakereleri olumsuz etkileyebileceğini savundu. Mahkemenin, kararını Ocak ya da Şubat 2010’da açıklaması bekleniyor.
LİDERLER YEŞİLIRMAK KAPISINDA ANLAŞTI--
Kapsamlı müzakerelere hazırlık döneminde iki toplumu yakınlaştırmaya katkı koymak amacıyla açılması uygun bulunan, ancak prosedür konusunda anlaşılamadığı için açılamayan Yeşilırmak Kapısı konusunda arzulanan uzlaşıya yıl ortasında ulaşıldı. Müzakereleri dahi zaman zaman gölgeleyen Yeşilırmak Kapısı konusunda varılan uzlaşıya göre, Yeşilırmak’tan Güney Kıbrıs topraklarına gidiş-gelişlerde diğer kapılardaki kurallar uygulanacak. Ayrıca Erenköy’e gitmek isteyenler için haftada 3 gün minibüs kaldırılacak. Erenköy’e gidecek minibüslere BM Barış Gücü eşlik edecek. Yeşilırmak Kapısı’ndan Erenköy’e yiyecek, su ve askeri olmayan diğer erzak yine BM Barış Gücü eşliğinde gönderilebilecek. Erenköy’e Güney Kıbrıs’taki elektrik şebekesinden elektrik sağlanacak. Ambulanslar acil durumlarda Erenköy’e giriş-çıkış yapabilecek. Aynı şekilde Kıbrıs Türk itfaiyesi de acil durumlarda Erenköy’e geçiş yapabilecek.
AY MAMAS KRİZİ--
Açılışı için belirlenmiş somut bir süre olmaması ve kapının geçişlere hazır olmasının zaman alacağının söylenmesine rağmen Yeşilırmak Kapısı resmen açılmadan önce, Erenköy Direnişi Anma Törenleri ve Ay Mamas’taki ayine geçişte kullanılmak istendi. Kıbrıslı Türkler, Erenköy’deki törenlere gidişte Yeşilırmak geçiş noktasını kullandı, ancak Rumlar, geçiş prosedürüne uymak istemediği için Güzelyurt’taki Ay Mamas Kilisesi’ndeki 2 günlük ayin için diğer kapıları kullandı. Güney Kıbrıs’tan Yeşilırmak geçiş noktasına yollanan otobüslerde ise BM’ye verilen listelerde isimleri olmayan kişiler bulunmasından ve otobüsteki Rumların kimlik göstermeyi reddetmesinden dolayı geçişlerine izin verilmedi. Rumların üzerinde anlaşılan bu prosedüre uymamaları nedeniyle yaratılan bu kriz, Aşağı Pirgo Muhtarı’nın da tepkisine neden oldu ve Muhtar Kostas Mihailidis geçiş noktasında yaşanan komplikasyonlardan Rum Başkanlık Komiseri Yorgos Yakovu’nun bürosunu sorumlu tuttu.
Yeşilırmak Kapısı’nda yaşanan krizinin ardından Hristofyas, Talat’la gerçekleştireceği görüşmeye katılmayacağını açıkladı. Türk tarafının talebi üzerine olaya el atan BM’nin girişimleri sonucunda müzakere sürecine bırakıldığı yerden devam edildi.
TÜRK-RUM SİYASİ PARTİLER TOPLANTISINA PROTESTO--
20 yıldır düzenli bir şekilde buluşan bazı Türk ve Rum siyasi partilerin görüşmeleri, bu toplantılara öncülük eden Slovak Büyükelçi’nin Talat’ın AB büyükelçilerine verdiği yemek davetine katılmaması nedeniyle büyük darbe aldı.
CTP, DP ve TDP, Slovak Büyükelçiyi protesto etmek amacıyla aralık ayındaki toplantıyı terk etti. UBP ve ÖRP’nin hiçbir zaman katılmadığı toplantıların sonuncusuna Türk tarafından sadece mecliste temsil edilmeyen YKP, BKP ve KSP katıldı. Adada yıllardır ara ara buluşup, görüşmelerde bulunan Kıbrıslı Türk ve Rum siyasi partiler, bu görüşmelerinin 20. yıldönümü dolayısıyla sene başında Slovakya’da “Barış Diyaloğu” toplantısı gerçekleştirdi. Toplantıya KKTC’den CTP Genel Başkanı Ferdi Sabit Soyer, DP Genel Başkanı Serdar Denktaş ve TDP Genel Başkanı Mehmet Çakıcı katıldı. Cumhurbaşkanı Talat ile Rum Yönetimi Lideri Dimitris Hristofyas da toplantıya mesaj yolladı. Slovakya Büyükelçiliği ise 20 yıl önce düzenlenen ilk toplantılara katılan Kıbrıslı Türk ve Rum parti liderlerini ödüllendirdi.
Türk ve Rum siyasi partiler ekim ayında Slovakya Büyükelçiliği ve UNFICYP işbirliğiyle Pile’de “Ülkemiz için sevgi ve barış” etkinliği yaptı.
TAHRİKLERE DEVAM--
Liderlerin müzakerelere devam ettiği süre içinde iyi niyet göstergesi olarak tatbikatlar bu yıl karşılıklı olarak yapılmadı, ancak tahrikkar hareketler sürdürüldü. Güney Kıbrıs, Kıbrıs açıklarında doğal gaz ve petrol arama çalışmalarını 2009’da da gündeme getirdi. Rum Yönetimi’nin kapsamlı çözüm müzakereleriyle bağdaşmayan bu hareketi, Türk tarafında tepkiyle karşılanırken, Atina’dan destek aldı.
Fanatik Kıbrıslı Rumlar, Güney Kıbrıs’ta bulunan Kıbrıslı Türklerin araçlarına saldırdı. Benzeri olaylar yıl sonunda yine oldu. Bu kez Güney Lefkoşa’da park halinde bulunan Kıbrıslı Türk’e ait bir aracın üzerine “EOKA” yazıldı. Aynı günlerde Rum Başkanlık Sarayı duvarının da aralarında olduğu çeşitli yerlere “Kıbrıs Türk’tür” yazısı yazıldı.
2009’un son tahriki ise Rum Yönetimi lideri Dimitris Hristofyas’dan geldi. Rum lider, NOEL nedeniyle kendisini ziyaret edenlerle sohbetinde, Beşparmak Dağları’ndaki KKTC bayrağını “Hilkat garibesi” olarak niteledi.
HRİSTOFYAS VE ULUSAL KONSEY’DEN İNCİLER--
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Dimitris Hristofyas, BM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada 2 otonom bölgeden söz etti. Rum liderin bu açıklamasına sert tepki gösteren Cumhurbaşkanı Talat, Türk tarafının müzakere masasına 2 otonom bölge için değil, “2 kesimli, 2 kurucu devletin olacağı federasyon” için oturduğuna dikkat çekti.
Hristofyas, ikinci tura başlarken de, Türk tarafının iyi niyet göstergesi olarak Maraş’ın iadesini istedi. Rum liderin bu açıklamalarının müzakerelerin ilkelerine ters düştüğüne dikkat çeken Talat, BM’den, Rum tarafını “BM parametrelerinin içinde kalması” konusunda uyarmasını istedi.
Ulusal Konsey, Kıbrıs sorununu sürekli Türkiye’nin AB üyeliğiyle ilişkilendiren Rum tarafının bu tutumu doğrultusunda, Türkiye’nin “yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde” AB üyeliğine karşı çıkacağını açıkladı. Konsey ayrıca Türk askeri ve Türkiyeli göçmenlerin uzaklaştırılmasını, İngiliz üsleri de dahil olmak üzere bütün adanın askersizleştirilmesini talep etti.
Rum tarafı 2009’da müzakerelere ev sahipliği yapan BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alexander Downer aleyhinde de kampanya başlattı.
TALAT’A TEPKİLER--
Yaz aylarında bazı sivil toplum örgütleri Cumhurbaşkanı Talat ve devam eden müzakere sürecine karşı tepki gösterdi. 29 örgüt Cumhurbaşkanı Talat’a “KKTC devleti ile halkın egemenliği masada pazarlık konusu yapılmasın” çağrısı yaptı. KKTC’de bazı sivil toplum örgütleri de Türk tarafının müzakerelerin ikinci turunda sunduğu “Yürütme” ile ilgili önerilere büyük tepki gösterdi. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın şahsında yoğunlaşan bu tepkilerin dozu, Cumhurbaşkanı Talat’ın KKTC’nin ilanıyla ilgili anılarının da yer aldığı kitabın yayınlanmasıyla iyice arttı. Söz konusu kitapta, “KKTC’nin ilan edildiği gece Cumhurbaşkanı Talat’ın ağladığına” ilişkin ifadeler yer aldı. Cumhurbaşkanı Talat’ın, KKTC ilan edildiği için değil, partisinin eski tutumunu bir gecede terk etmesinden dolay çok üzüldüğü için ağladığını açıklamasına rağmen olumsuz yaklaşımlar devam ettirildi. Başta Mücahitler Derneği olmak üzere bazı örgütler yaptıkları açıklamalarla Cumhurbaşkanı Talat’ı istifaya çağırırken, bir grup da Cumhurbaşkanı Talat’a muhtıra verdi.
Liderlerin bu yılki son görüşmesinin 21 Aralık’a rastlaması da Talat’ın eleştirilmesi için gerekçe oldu. Cumhurbaşkanlığı, son zamanlarda dozu artan ve tamamen iç politikaya dönük olan bu eleştirilerin siyasal ve tutum farklılığından kaynaklandığını söyledi.
TAŞINMAZ MAL KOMİSYONUNDAN 38 MİLYONLUK TAZMİNAT--
Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm bulunmasına katkıda bulunma hedefiyle kurulan Taşınmaz Mal Komisyonu, Aralık 2009 itibariyle başvuran Rumlara mallarının bedeli olarak 38 milyon 421 bin 600 Sterlin tazminat ödedi. Komisyon şu ana kadar 439 başvurunun 85 tanesini “dostane çözüm” yoluyla ve 4 tanesini de “duruşma” yoluyla sonuçlandırdı. Ayrıca, 2 başvuru için “takas” ve “tazminat”, 4 başvuru için “iade” ve “tazminat” kararı verdi. Bir başvuru için “çözümden sonra iade” ve bir başvuruda da “kısmi iade” doğrultusunda karar verildi.
Kuzey Kıbrıs'ta bulunan mallarla ilgili talepler için etkin bir iç hukuk yolu oluşturmak amacıyla kurulan Taşınmaz Mal Komisyonu, mülkiyet talepleri için adil, hızlı ve etkin bir çare bulabilmek için faaliyetlerde bulunuyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ise Kıbrıslı Rumların Türkiye aleyhinde açtığı 18 mülkiyet davasında “ihlal” kararı verdi.
KAYIPLAR KOMİTESİ ÇALIŞMAYA DEVAM ETTİ--
Kıbrıs’taki kayıp şahısları bulmak ve kimliklerini belirlemek için çalışmalarını sürdüren Otonom Kayıp Şahıslar Komitesi çalışmalarına 2009’da da devam etti. Kazı çalışmalarına 2007’de başlayan komite, 502’si Kıbrıslı Türk, 1464’sı Kıbrıslı Rum olmak üzere toplam 1966 kaybın 587’sinin kalıntısına ulaştı. Kimlik tespiti yapılıp ailesine teslim edilen 189 kaybın 142’si Kıbrıslı Rum, 47’si ise Kıbrıslı Türk... “Kayıp Otobüs” belgeseline konu olan 11 kaybın kalıntıları bulundu.
Talat, ara bölgedeki Antropoloji Laboratuvarı’nı ziyaret etti. Talat komiteye 50 bin dolarlık bağış yaptı. KKTC, geçen yıl lojistik ve maaş düzeyinde yaklaşık 1 milyon dolarlık katkı yaptı. 2009’da Türkiye 100 bin Dolar, AB ise 2 milyon Euro’luk bağışla çalışmalara destek verdi.
2009’DA MEYDANA GELEN DİĞER GELİŞMELER--
İngiliz Yüksek Mahkemesi, KKTC’den direkt uçuşlarla ilgili davayı reddetti. Kıbrıs Türk tarafı İngiltere Yüksek İdare Mahkemesi kararından dolayı hayal kırıklığına uğradı. Talat, kararın, bir insan hakkı olan seyahat etme özgürlüğünü pervasızca kısıtladığını söyledi. Avrupa Parlamentosu seçimleri yapıldı, ancak Kıbrıs Türklerine ayrılan sandalyeler yine Rumlar tarafından dolduruldu. Talat’ın Avrupa Parlamentosu başkanına mektupla ilettiği “Temsiliyetimiz mevcut mevzuatla düzenlenemezse 2 koltuk boş kalsın ve gözlemci statü verilsin” talebi yanıtsız kaldı.
Müzakereler çerçevesinde Kültürel Mirasla İlgili Teknik Komite kuruldu. Komite ilk olarak Kıbrıs’ın taşınmaz kültürel mirasının korunması ve muhafazası için bir Danışma Kurulu oluşturdu. Baf’a ziyaret gerçekleştiren komite ile danışma kurulu, Evdim Camii’ni temizletti. Komite ayrıca Aslanköy’deki kiliseyi de elden geçirdi. İngiltere’de faaliyet gösteren “Ambargolular” Grubu, İngiliz hükümetinin verdiği sözleri tutmamasını protesto etmek amacıyla İngiltere Dışişleri Bakanı David Miliband’ı “pabuçla” protesto etti. Grup, Miliband’a, eski dışişleri bakanı Straw’ın sözlerinin yer aldığı mektuba sarılmış, kullanılmış bir “pabuç” verdi. Kayıplar için kurulan DNA laboratuarı, Genetik Enstitütüsü’ne dönüştürülüyor. KKTC’de artık DNA testi yapılabilecek. Adli Tıp konularında polise hizmet verecek. |