Bir Yaprak daha düştü ağaçtan...

Mehmet Eş

Günün Karikatürü

Dolgun Dalgıçoğlu

Aslında öyle zannettim.

Hasan Bilgehan

Başka Türlü Bişey Olduk*

Atıf Müezzinler

CTP-ÖP Dönemi - 1

Erkut Yılmabaşar

Günün Karikatürü

Doç.Dr.Mehmet Çakıcı

Sayın Maliye Bakanı Ersin Tatar

Okuyucu Mektubu

Katılımcı Demokrasi İçin

Direnç Kanol

İşbirliği, Güçbirliği ve Lefkoşa

Arman Anık

Bu Gerçeklerle Nereye Kadar?

Haldun Cambaz

Yaşar; ne yaşar, ne yaşamaz!

Mehmet Barışsever

Gibisin - Gibi SEN

Ece Mani

GKK’ da Çalışanlar

Mehmet Onur

TÜRKİYE’DE İŞLER KARIŞIK

Özkan Yıkıcı

Ya Devletleri Kim Kapatacak?

Turgut Denizgil

Trafik

Uğur Hürses

Lizbon Antlaşmasına kısa bir bakış

Androulla Kaminara

Kriz

Dr. Gülsen Bozkurt

Bana bir masal anlat Serdar!

Mehmet Harmancı

Sol’un Birlikteliği mi? Hedef Birlikteliği mi? -2

Derviş Bedevi

İskele Sağlık Merkezi

Musa Özmusaoğlu

Filler güreşirken...

Savaş Toksöz

Asgari Ücret Artışına Dikkat...!

Günhan Nalbantoğlu

Referandum Hakkımıza Sahip Çıkalım

Barış Mamalı

Flaş...Flaş....Flaş...

Siyasicilerin ORTAMI

Non Titulo, Sed Exercitio Talis?

Evren Maner

Zamansız Kaçışlar...

İbrahim Çakırdağ

Ziller çalıyor yılbaşı geliyor

Ayşegül Kanlıtuna

  
ANA MENÜ
ANA SAYFA
KIBRIS
SEÇİM 2010
TÜRKİYE
MANŞET HABER
DÜNYA
İLGİNÇ HABERLER
TARİHTE BUGÜN
SİYASET KAZANI
KISA HABERLER
YAŞAM ÖYKÜLERİ
YAZARLAR
RÖPORTAJLAR
YORUMLANANLAR
HABER BAŞLIKLARI
ARŞİV
İLETİŞİM
FAYDALI LİNKLER
ANKET

Bugün Seçim olsa oyunuzu hangi partiye verirsiniz?

 UBP
 CTP-BG
 TDP
 DP
 ÖRP
 BKP
 Karma
 Kararsız
 Oy vermem
Tüm Anketler
ÇOK OKUNANLAR
YORUMLANANLAR

Aysun hanımın Gizemli Bahçesi

Hayatları yazmak, yazıları hayatların arasından çıkartmak benim görevim. En sevdiğim yazılarımdan biri bugün okuyacaklarınız. Klişeleşmişin dışında kalan bir röportaj daha. Sevmiyorum sabit soruların olduğu ve aynı cevapların verildiği yazılar olmamalı benim yazım ve olmayacak zaten. Bu haftaki yazımda insan olarak güzel, kadın olarak özel, anne olarak özverili bir misafirim var.Rengarenk karanfiller, orkideler, güller. Her birinin ayrı ayrı yeri olan rengarenk bir bahçe burası. Girişinde sizi minicik bonzai ve kaktüsler karşılıyor .Bu arada kim demiş morla yeşil yakışmaz diye, içeriye girdiğinizde mis gibi pembesi, beyazı, moru sümbüllerin büyüleyici kokusu.

 

   13 Aralık 2009, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Aysun hanımın Gizemli Bahçesi burası.

Aysun hanım benimde sürekli çiçek aldığım ve muhteşem buketler yapan bir bayan. Hep merak ettiğim soruları bugün sizler için soruyorum.

Ayşegül Kanlıtuna: Bir şeyi baştan yaratmak, farklı farklı güzellikleri bir araya getirmek. Bunların hepsi bir eğitim gerektirir diye düşünüyor herkes. Sizce de öyle mi ?

Aysun Ceyhan Gürel: Yıllar önce iş hayatına ilk atıldığımda kendi mağazamız vardı, zamanla bu mağazalara atölyeyi de ekleyerek işimizi büyütmüştük. Ancak her zaman işler planladığınız gibi gitmeyebilir. İşler kötüye gidince atölyeyi kapattık ve mağazaya devam ettik. Patron olduğumdan çok fazla mağazalara da uğramıyordum. El işlerine olan ilgimden ötürü o dönemde Hürriyet’in vermiş olduğu sertifikalı eğitim kurslarına başladım. Aklınıza gelebilecek birçok eğitim aldım. İçlerinde stilistlik, çiçek yapımı, vitray yapımı, seramik sanatları gibi bir çok kurs vardı. Bende elişlerine meraklı olduğumdan bu kurslara katıldım. ancak çiçek tanzim işi tüm alınan eğitimlerin, tecrübelerimin ve yeteneğimin sonucunda ortaya çıktı.

Ayşegül Kanlıtuna: Aldığınız bu eğitimlerden ilk olarak hangi alanda yararlandınız?

Aysun Ceyhan Gürel: Zaman içerisinde o dönemde aile hayatında da baş göstermeye başlayan problemlerle beraber farklı bir işe bakmaya başladım. Mağazadan ayrılmıştım. Eski eşimle yollarımızı ayırdığımız için kendime başka bir iş bakmak zorundaydım. Aldığım kurslarla bağlantılı olarak, İzmir’in en ünlü şekercisi Ali Galip Şekercisi’yle nikâh şekeri süslemelerine başladım. Bu iş bana farklı işlerde getirdi ve evlere yapay çiçek tanzim yapmaya başladım.

Ayşegül Kanlıtuna: İzmir’den Kıbrıs’a gelmeniz nasıl oldu?

Aysun Ceyhan Gürel: 1994 yılında Kıbrıs’ta bulunan Mehmet Küçük’ün fabrikasına terzi olarak Türkiye’den getirtildim. Ayrıldığımda başvurduğum iş bulma kurumu tarafından buraya yollandım. O dönemde kızımı da Almanya’ya kız kardeşlerimin yanına göndermiştim. Hiç bir şey göründüğü gibi değildir insan hayatında.

Ayşegül Kanlıtuna: Kıbrıs’a gelmek sizin için kolay bir dönem olmasa gerek o zaman. Hem kızınızdan ayrılmak, hem tek başınıza bilmediğiniz bir ülkede olmak.

Aysun Ceyhan Gürel: Tabii ki çok zor dönemlerimden biriydi. Sonuçta 21 kişinin ekmek parasını veren bir işverenken eski eşimle yollarımızı ayırdığımızda her şeyi geride bırakarak kendime bir yol çizmeyi seçtim. Seçimimden dolayı da zorluklara göğüs germeliydim. Fabrikadaki işimden memnun olmadığımdan dolayı iş değiştirmeliydim ve o dönemde 5 metrelik branda ve yelken dikim işine girdim. İstediğimi bulamadığımdan olsa gerek iki buçuk yıl sonra Sarar mağazasının açılmasıyla beraber Sarar’da işe başladım.. Aslında aileniz yanında olmadığından her şey daha da zor oluyordu. Burada çalışmaya gelmeden önce kızımı Almanya’ya kız kardeşlerimin yanına yollamak zorunda kaldım. Hayatımı düzene koymam lazımdı ve kızımın o zor dönemde hırpalanmasını da istemiyordum. Ama özlem daha ağır bastı ve tekrardan gençliğimi geçirdiğim Almanya’da yapabilir miyim diye denemek için kız kardeşimin yanına gittim. Buradaki ev düzenimi hiç bozmadan sadece denemeye gittim. Bu arada Gama Reklam’ın Perde Branda Bölümünü de kurmuştum ama yinede Almanya’ya gittim.

Ayşegül Kanlıtuna: Almanya’dan döndükten sonra bir kısa bir sürede Kıbrıs’ta ilk defa yapılan bir sergi açtığınızı biliyorum. Birazda Kurumuş Çiçek Tablolarınızdan bahsedelim mi? Nerden aklınıza geldi böyle bir sergi yapmak?

Aysun Ceyhan Gürel: Almanya’ya giderken burada sevdiğim insanlara hatıra kurumuş çiçek tabloları hediye ettim. Ve iki ay sonra geri geldim. Sanki gitmeden öncede biliyormuş gibi. Geri döndüğümde arkadaşlarım yaptığım kurumuş çiçek tablolarını çok beğendiklerinden neden sergisini açmıyorsun diye sordular. Sergi açma fikri o kadar aklıma yatmıştı ki Almanya’dan geldikten sonra Organza’ya işe girdiğimde bile geceleri eve gelip tablo yapmaya başladım. O dönemde şimdiki eşimle tanıştım ve evlenmeye karar verdim. Evlendikten sonra eşim çalıştığım iş yerinde çok yorulduğumdan işten çıkmamı söylüyordu. Gerçekten de çok yoruluyordum. İşten ayrıldım.

Dağ bayır kuru çiçek topluyor, onları tek tek presliyor ve ilaçlıyordum. Üç ay boyunca evde oturdum ve eşim Metin sayesinde hem dinlendim hem de süper şekilde hazırlanarak 300 adet tablo ile sayın R. Raif Denktaş’ın yaptığı bir açılışla AKM’de sergimi açtım. Sergim büyük rağbet görmüştü. Sergimde 13 adette tablo sattım Hatta o dönemde Kıbrıs’ta kimse bu şekilde bir sanat ile uğraşmadığından kurs vermem ve destek vermek için birçok teklifte aldım. 4 adet tablomu sayın Denktaş’a verilmesi için gönderdim ayrıca bir adet tablom Tarım Bakanlığında bulunmaktadır.

Ayşegül Kanlıtuna: Peki sergide 13 adet tablo sattınız diğerlerini nasıl değerlendirdiniz?

Aysun Ceyhan Gürel:Sergide 13 adet tablo satmıştım elimde kalanlarla bir dükkan açmak istedim ancak dükkan sadece duvardaki tablolardan oluşamazdı. Dükkânda canlı çiçekte satmaya karar verdim. Aslında bildiğim bir dal değildi ama içten içe yapmakta istiyordum. Bu konu ile ilgili birçok ansiklopedi aldım, seminerlere konferanslara katıldım. Televizyonda programlar izledim.

Ayşegül Kanlıtuna: Peki Gizemli Bahçe’nin hikayesi böylemi başladı?

Aysun Ceyhan Gürel: Yinede içime sinen şekilde yapamıyordum canlı çiçek tanzimlerimi. Günlerden birgün Allah’ım dedim. “Ne olur bana nasıl yapmam gerektiğini göster bir ışık ver bana” dedim. Uyur uyanık arası bir çiçek buketi gördüm. Hemen uyandım ve bir kağıda yazdım. O kadar güzeldi ki ertesi sabah kalktığımda hemen dükkanı açtım ve bu buketi tanzim ettim ve ben ben oldum. O günden beri hala kendime has bir tarz ile çiçeklerimi bir araya getiriyorum. Gizemli Bahçe’min asıl hikayesi budur.

Ayşegül Kanlıtuna: Tarz olarak kendimi buldum dediniz ya nasıl bir tarzınız var?

AysunCeyhan Gürel: Ben tarz olarak bir gülden bile size hem uygun hemde muhteşem buketler hazırlayabiliyorum. Ben bu işe başladıktan sonra bile halen müşterilerim tarzımdan sıkılmadan istediklerini benim tanzimlerimle bulabiliyorlar. Aslında ben müşterilerimin hayallerindeki çiçekleri yapıyorum bu yüzden gizemliyim. Benim müşterim olacaksanız kurallarınız bir kenara koyun ben duygularımla bir araya getiriyorum çiçeklerimi. Aslında kurallara göre oynamıyorum oyunu oyun benim kurallarımla oynamalı. Klişeleşmiş çiçekleri sevmiyorum, beni yansıtmalı elinize aldığınızda bilmelisiniz, hissetmelisiniz Gizemli Bahçe’den geldiğini…

Çok kötü bir ruh halimde olduğumda bile kendimi çiçeklerime konsantre ederek muhteşem buketler yapıyorum. Sakinleşiyorum, huzur buluyorum.

Ayşegül Kanlıtuna: Buket yaparken sizi sıkan sıkıntıya sokan durumlar oluyor mu?

Aysun Ceyhan Gürel: Buket yaparken, beni en çok sıkan şey parasal kısıtlılık oluyor. Elime çiçeklerimi aldığımda düşünmemeliyim yapacağım tanzimin neyini eksik koymalıyım diye. Özgür bırakılınca her zaman daha iyisi oluyor. Tabiî ki ekonomik olarak tüm dünyanın sıkıntısı olduğu gibi bizimde sıkıntılarımız var işte bu yüzden bende elimden geleni yapıyorum. Elli liralık olsun der ise bir müşterim ben en güzeli olması için elimden geleni yapıyorum. Benim için önemli olan müşterilerimin memnuniyeti. Önce mutlu olmalılar, huzur içinde gelmeli, gönül rahatlığıyla çiçeklerini almalılar. Benim bahçemde emeğin maddi olarak bir karşılığı yok manevi olarak ise müşterilerimin beni beğenmesi benim için en büyük ödül.

Ayşegül Kanlıtuna: her yerde el emeği alınırken sizin için manevi yönü neden bu kadar önemli?

Aysun Ceyhan Gürel: Sonuçta insan kazanıyorsunuz. Krizde bile en azından müşterilerimin bana olan desteği ile ayakta kaldım. Aslına bakarsanız krizden çok bu sene içinde grevden,Domuz gribinden gibi sebeplerle okulların tatil olmasından etkilendik. Özellikle 24 Kasım Öğretmenler Gününde gripten dolayı okulların tatil olması birçok çiçekçi gibi benimde işlerimi olumsuz yönde etkiledi.

Ayşegül Kanlıtuna: birde bu marketlerde çiçeklerin satılması durumu var. Görüştüğüm birçok çiçekçi bu durumdan şikayetçi. Sizin bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?

Aysun Ceyhan Gürel: Marketlerde satılan çiçeklerin beni için işimi engelleyici bir yanı yok bence. Çünkü benim için o çiçekler mezarlıklar için daha uygun olan çiçeklerdir. Ben herkes gibi tepki göstermiyorum bu duruma yada şöyle diyelim mezarlıklar için çiçek satma düşüncem yok benim. Ben mutlu günler için, insanların özel günlerinde mutlu olmaları, kendilerini özel hissetmeleri için buket hazırlıyorum.

Ayşegül Kanlıtuna: Tasarımlarınızın çok güzel olduğunu ben bana yapmış olduğunuz buketlerden biliyorum. Hiç bu tasarımlarınızı büyük şirketlerin içerisinde kullanmak istediniz mi? Böyle bir çalışmanız oldu mu?

Aysun Ceyhan Gürel: Aslında mağazacılık yaparken bile ben bulunduğum ortamda çiçek bulunmasını isteyen bir düşünceye sahiptim. Vitrinde mağaza içinde çiçeğin bulunması her zaman daha sıcak ve asil duruyor. Mesela büyük otellerde de bu tarz çalışmaların yapıldığını biliyorum. Ben hiç böyle bir çalışma içine girmedim ancak teklif gelirse neden olmasın. Benim içinde farklı bir heyecan olacaktır.

Ayşegül Kanlıtuna:Birazda işin eğlenceli kısmını işin ehline soralım. Eğer bir çiçek olsaydınız ne olurdunuz ve neden?

Aysun Ceyhan Gürel:Ben eğer bir çiçek olsaydı. Topraksız bir orkide olurdum. Çünkü orkide ne kadar özel bir çiçekse topraksız orkide çok daha özel bir çiçek benim için.

Ayşegül Kanlıtuna: Peki hani insanın evlatlarının sevgisi sorulmaz derler ya sizin hayatınızda kızınızdan sonra evlatlarınız kadar sevdiğiniz çiçekleriniz arasında bir tercih yapmanızı istesem cevabınız ne olurdu?

Aysun Ceyhan Gürel: Bütün çiçeklerimle tek tek ilgilenmek en büyük zevkim ama en çok “Sinekyiyen” çiçeğiyle uğraşmayı çok seviyorum. Sürekli ilgi isteyen bir çiçek olan “Sinekyiyen” çiçeği yapısal olarak ta bana hep değişik gelmiştir. Birde “Bonzai Ağaçları”dır. Her şeyin küçüğü güzeldir derler ya hep. Birazda minyatür bir ağaç olduğundan olsa gerek minik ağaçların üzerindeki meyveler, çiçekler onların bakımı benim büyük bir keyifle bakım yaptığım bitkilerden biridir.

Ayşegül Kanlıtuna: Peki hepsinin ayrı bir dili vardır diyebilir miyiz? Mesela “Aşkmerdiveni” size neyi çağırıştırıyor?

Aysun Ceyhan Gürel: Bulunduğu ortamı şenlendiren, aşkın arsız yanını yansıtan bir çiçek benim için.

Ayşegül Kanlıtuna: Kaktüs desem mesela…

Aysun Ceyhan Gürel: Gizemli bir dünya. İçine koyduğunuz saksıyı beğenip beğenmemesine göre şekil değiştiren arsız bir diğer bitkide kaktüstür. Fazla bakım istemez ama ortamına göre de sevip sevmediğini gösterir.

Ayşegül Kanlıtuna: İnsanlarla uğraşmak bile bazen zor gelir. Bitkilerin dilleri yok sürekli bakım istiyorlar zor olmuyor mu?

Aysun Ceyhan Gürel: Aslında doğa ile uğraşmak bambaşka bir dünya bir kere her gün rutin olarak bakımlarının yapılması gerekiyor. Ben kırılan bir çiçeğimin dalını bile atmaya kıyamam suya koyarım kendi ölene kadar bekletir öyle atarım. Kıyamam onlara ellerimle yetiştirdiğim çiçeklerime. Bir kitap ayracında okumuştum hep te aklıma gelir “Sen doğayı ihmal edersen, doğa seni terkeder”

Ayşegül Kanlıtuna: İnsanların doğaya duyarlılığı (duyarsızlığı)ile ilgili olarak ne düşünüyorsunuz?

Aysun Ceyhan Gürel: Yaşadığımız dünya insanların bencilce davranışlarından dolayı susuzluğa doğru gidiyor. Bence yapılması gereken her insanın ölmeden önce en az bir ağaç dikmesi. Ağaç, çiçek demek su demek yaşayan bir ülke demektir. Ağaç ve çiçek dikimini yaygınlaştırmak gerektiği inancındayım.

Ayşegül Kanlıtuna: Bu konuda sizce neler yapılmalı?

Aysun Ceyhan Gürel: Mesela benim ufak bir projem var. Elimde bir çok çiçeğin küçük saksılarını tutuyorum projem kabul görüldüğü takdirde çocukları teşvik etmek amacıyla bir tohum, bir fidan ektirteceğiz.

Ayşegül Kanlıtuna : Aslında sizin daha farklı bir hayaliniz ve hayata geçirmek için çalıştığınız bir projenizin de olduğunu biliyorum. Bu konu ile ilgili olarak okuyucularımıza ve böyle bir projeye yatırım yapmak isteyecek olan iş adamlarımızı biraz bilgilendirir misiniz?

Aysun Ceyhan Gürel: Bu benim en büyük hayallerimden biri aslında. Proje olarak bakarsak eğer kendime ait çok muhteşem bir projem var. Proje kapsamında kurulacak olan arazi üzerinde tüm bahçe peyzajlarını benim gerçekleştireceğim yeşil alanları , yürüyüş parkurları, şelale, gölet, restaurant ve hayvanat bahçesi gibi özlediğimiz doğayı Lefkoşa’da bulabileceğimiz bir yatırım projem var. Elimden geldiğince ulaşacağım herkese ulaşmaya çalışıyorum. Koca koca binaların içinde yaşamaya çalışırken, işten çıktığımızda şelalenin ve kuş sesleri arasında çocuklarımızı eğlendirerek ve dinlenerek bir fincan kahve içmenin keyfini yaşatmak istiyorum insanlarımıza ve tabiî ki yaşamak istiyorum. Bahçelerinde çiçeklerden fillerin, ördeklerin olduğu bu projeyi anlatırken bile heyecanlanıyorum. Projemi gerçekleştirmek istediğim alan üzerinde daha farklı bir proje gerçekleştirileceği için, o alanı alamadım. Şu anda proje başlatılacak olunursa bir buçuk iki sene arasında tamamlanacak büyük bir proje. Ancak halen projem için arazi bakmaktayım. 5000 kişilik çadır için bile tüm bağlantılarımı gerçekleştirdim. Aslında daha önce teklif ettiğim alan olsaydı, yurt dışından gelen misafirleri ağırlamak, hoş vakitler yaşamalarını sağlamak adına büyük bir adım atılmış olacaktı. Halen destek verilecek olunursa gerçekleştireceğimi de söylemek istiyorum.

   668 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

© 2009 ORTAM GAZETESİ - Version 2.2 | ¤° o O
Tüm Hakları Saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Ortam Gazetesi Türk Ajansı Kıbrıs (TAK) Abonesidir
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır.
Ortam Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dýþarýya link Last Digital