Bir Yaprak daha düştü ağaçtan...

Mehmet Eş

Günün Karikatürü

Dolgun Dalgıçoğlu

Aslında öyle zannettim.

Hasan Bilgehan

Başka Türlü Bişey Olduk*

Atıf Müezzinler

CTP-ÖP Dönemi - 1

Erkut Yılmabaşar

Günün Karikatürü

Doç.Dr.Mehmet Çakıcı

Sayın Maliye Bakanı Ersin Tatar

Okuyucu Mektubu

Katılımcı Demokrasi İçin

Direnç Kanol

İşbirliği, Güçbirliği ve Lefkoşa

Arman Anık

Bu Gerçeklerle Nereye Kadar?

Haldun Cambaz

Yaşar; ne yaşar, ne yaşamaz!

Mehmet Barışsever

Gibisin - Gibi SEN

Ece Mani

GKK’ da Çalışanlar

Mehmet Onur

TÜRKİYE’DE İŞLER KARIŞIK

Özkan Yıkıcı

Ya Devletleri Kim Kapatacak?

Turgut Denizgil

Trafik

Uğur Hürses

Lizbon Antlaşmasına kısa bir bakış

Androulla Kaminara

Kriz

Dr. Gülsen Bozkurt

Bana bir masal anlat Serdar!

Mehmet Harmancı

Sol’un Birlikteliği mi? Hedef Birlikteliği mi? -2

Derviş Bedevi

İskele Sağlık Merkezi

Musa Özmusaoğlu

Filler güreşirken...

Savaş Toksöz

Asgari Ücret Artışına Dikkat...!

Günhan Nalbantoğlu

Referandum Hakkımıza Sahip Çıkalım

Barış Mamalı

Flaş...Flaş....Flaş...

Siyasicilerin ORTAMI

Non Titulo, Sed Exercitio Talis?

Evren Maner

Zamansız Kaçışlar...

İbrahim Çakırdağ

Ziller çalıyor yılbaşı geliyor

Ayşegül Kanlıtuna

  
ANA MENÜ
ANA SAYFA
KIBRIS
SEÇİM 2010
TÜRKİYE
MANŞET HABER
DÜNYA
İLGİNÇ HABERLER
TARİHTE BUGÜN
SİYASET KAZANI
KISA HABERLER
YAŞAM ÖYKÜLERİ
YAZARLAR
RÖPORTAJLAR
YORUMLANANLAR
HABER BAŞLIKLARI
ARŞİV
İLETİŞİM
FAYDALI LİNKLER
ANKET

Bugün Seçim olsa oyunuzu hangi partiye verirsiniz?

 UBP
 CTP-BG
 TDP
 DP
 ÖRP
 BKP
 Karma
 Kararsız
 Oy vermem
Tüm Anketler
ÇOK OKUNANLAR
YORUMLANANLAR

Emekten gelen mülkiyet -1

Hasan Bilgehan

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   16 Temmuz 2010, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Mülkiyet kavramı yüksek yapılı canlılarda, doğumdan sonra yaşam mücadelesi verirken ortaya çıkan yaşamsal önemde bir olgudur.
Yaşam alanını korumak, bu alanı yabancılara bırakmamak eylemi sahiplik ve sahiplenmek ile sonuçlanır. Bu eylem genellikle güç kullanmaktır. İdrarlarıyla yaşam alanlarının sınırlarını belirleyen bu yüksek yapılı yırtıcılar, sınırlarını ihlal eden yabancılarla savaşmak zorunda kalırlar. Kavgada yenilen, ya canından olur ya da kaçarak alanı güçlüye bırakır.

Doğal zenginlikler, üzerinde yaşayanlara yetecek kadar fazla olduğunda, herkese yetecek kadar yaşam alanı bulunduğunda savaş ve kavganın gereği kalmaz, bolluk barış, dostluk içinde yan yana yaşamayı olanaklı kılar. Ancak bu kez bolluk, barış ve dostluk üreme hızını artırır. Bir süre sonra mevcut olanaklar artan nüfusa yetmez olur. Böylece yaşamı sürdürecek kadar bir alanı korumak zorunluluğu ortaya çıkar. Bu alanı koruyabilenler yaşamda kalır koruyamayanlar yok olur neslini sürdüremez.

İşte çok kadim zamanlardan süregelen bu durum insanlarda neredeyse. Lisan gibi, yazı gibi, matematik gibi beynimizde temel bir yer edinmiştir. Daha konuşmayı, yazı yazmayı öğrenmeden sahiplenmeyi öğreniriz. 3-4 yaşlarında başka çocukların oyuncaklarını elinden alır, sahiplenmek isteriz. Sahibi oyuncağını geri almak isteyince vermek istemez hatta kavgayı göze alırız. Ya dayak yiyerek oyuncağı geri verir veya oyuncağını elinden aldığımız gibi üstüne bir de dayak atarız.
Sonra yaşam boyu hep sahiplenmenin, hep mülkiyetin peşinden koşarız. Bu koşuda durmak ve doymak yoktur. Bu koşuda ne kadar fazla şeye sahip olursak hem kendi geleceğimizin hem de çocuklarımızın geleceğini garanti altına alacağımızı düşünürüz.
Mülkiyet; tarihsel gelişiminde varlığını güç ve kuvvetten almış olmasına karşın, güç ve kuvvetin rolü saklı kalmak şartıyla zamanla bu kuvveti kurumlaştıran devlet ve daim kılan hukuk konusu haline gelmiştir/getirilmiştir. Mülk edinenin mülkünü artık mülk sahibinin kendisi değil; bu hakkı koruyan örgütlü güçler ortaya çıkmıştır. Devletler (ordu, polis, mahkemeler ve hapishaneler) oluşturulmuştur. Mülk edinmenin meşru sayılan yolları açık tutulmuş bu yolların dışında mülk edinmeler gayrimeşru kabul edilmiştir. Hırsızlık, dolandırıcılık, yolsuzluk, usulsüzlük, sahtekarlık vb gibi suçlar tanımlanmıştır.

Meşru sayılan mülk edinmenin temel yaklaşımı şudur; Çalışarak kendi emeğinin birikimlerine dayalı mülk edinme meşrudur.

Ancak sınıflı toplumlarda başkalarının emeklerinin birikimleriyle mülk sahibi olmak da yasal kabul edilmiştir.
Meşruluk içinde adaleti ve adalet duygusunu barındırır.
Yasallık ise adaletsiz olabilir. Güçlü olan yasa yapmıştır. Adaletsiz de olsa herkesin bu yasaya uyması istenir.
İşte sınıflı toplumlarda başkalarının emeğini (köle,serf, işçi, ırgat vb) satın alarak, önce emeğe sahip olarak, biriktirilen mülkiyet yasaldır. Kişi emeğini pazarlayıp pazarlamamakta özgürdür. Ancak; yalnız kendi için çalışma imkanı yoktur. Ne toprağı ne de üretim aracı vardır. Böyle olunca emeğini pazarlamaktan ve pazarlarken (ister farkında olsun ister olmasın) sömürülmekten başka çıkar yolu yoktur.
-devam edecek-

   85 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder
Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle
Aslında öyle zannettim.
Yine de bekle bakalım ne olacak?
Bir sorunuz olsun
Ölümün yaklaşması
Dünya ve hesaplaşma
Hayata karşı vur kaç
Kadını farketmek oruç bozar mı? -4
Kadını farketmek oruç bozar mı? -3
Kadını farketmek oruç bozar mı? -2
Kadını farketmek oruç bozar mı? -1
© 2009 ORTAM GAZETESİ - Version 2.2 | ¤° o O
Tüm Hakları Saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Ortam Gazetesi Türk Ajansı Kıbrıs (TAK) Abonesidir
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır.
Ortam Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dýþarýya link Last Digital