7. Kutuplaşma, kalıplaşma ve etiketleme: Beraberinde yoğun duygulara dayalı yeni bir kısırdöngüyü de getiren bu faktör, grupların duygu ve fanatizm temelli kutuplaşmasına, toplumda bilinçsizlik temelli kalıplaşmalara ve bireylerde ön yargı temelli etiketleme güdüsüne yol açmaktadır. Bu etkenin getirdiği kısırdöngü içinde her türlü duygu sömürüsünü ve acındırmayı barındırır. Bu kısırdöngü duygudaşlık ve merhameti kullanarak kişiyi yanıltıp bilincinden saptırır. Genelde bilinçsizlik veya yetersiz eğitim sonucunda oluşan gruplaşmalar artık gitgide fanatikleşir, duygusallaşır ve sonunda kutuplaşmaya dönüşür. Bu kutuplaşmalar, toplumu böler koşullandırır ve güçten düşürür. Toplum sonunda iyice zayıflar ve bilinçsizleşir. Bilinçsizleşen bir toplumda ise yüksek bir kültürden söz edilemez. İdeolojiler artık akıl ve bilinçle değil, salt duygularla savunulur hale gelirler. Bu da ussal bir yapı olan ideolojiyi ideoloji olmaktan çıkarır. Bu ideoloji son haliyle artık sadece bir duygu sömürüsü aracı olarak kullanılır hale gelir. Artık bu ideolojiye inananlar ne kadar bilinçsizse, bunu ideoloji sananlar da o kadar bilinçsiz ve çaresizce kısırdöngülerin ağına takılmış durumdadırlar.
8. Fikir etkileşiminin asgari düzeyde kalması: Bilinçsiz koşullanmanın sonucunda oluşan grupların gitgide kutuplaşmasıyla bu gruplar arasındaki iletişim gitgide azalmakta ve bazen tamamen kopmaktadır. Bu kopuş beraberinde daha çok kalıplaşma ve fanatizm getirmektedir. Nitekim, artık karşı uçlara çekilmiş insanlar birbirleriyle ussal bir iletişim kuramaz durumdadırlar. Artık bu insanlar kişisel bilinçlerinden yoksun, kendi gruplarındakiler tarafından sömürülen sahte duygularıyla hareket etmektedirler. Bu duygusallık bir süre sonra kalıplaşmaya sonra da tabulaştırmaya kadar gitmektedir. İşte, iki veya daha fazla ucun sürekli olarak birbirleriyle çatıştıkları toplumlar bu kalıplaşma ve tabulaştırma yüzünden düşünsel bazda gelişemezler. Bu toplumlarda, farklı taraflardaki insanlar arasında fikir etkileşimi neredeyse hiç kalmamıştır. Bu da, bu toplumların düşünsel temelli gelişimini engeller ve hatta geriletir. Bu toplumlarda şu ana kadar değindiğimiz tüm kısırdöngüler rahatça gözlemlenebilir.
Farkedileceği gibi üzerinde durulan bütün kısırdöngüler ve etkenleri birbirleriyle sürekli ve döngüsel bir bağlantı içerisindedirler. Aslında tüm bu kısırdöngüler neden ve sonuç ilişkilerine bağlı olarak bir araya gelir ve genel ve döngüsel olan yanıltı türünü veya kısırdöngüyü oluştururlar. Bu genel kısırdöngüye göre sonuç aslında nedendir. Biraz önce bahsedilen tüm faktörler hem kısırdöngülerin sonuçları hem de onların nedenleridir. Aynı zamanda bu etkenler birbirlerine de ayrılmaz bir biçimde bağlanmışlardır. Tüm bu faktörlerin ve kısırdöngülerin sonucunda oluşan döngü, sürekli olarak kendini tekrarladığından kişi ve toplumların etrafındaki sınırları gitgide derinleştirir. Bu yüzden kısırdöngülerin önüne geçmek gün geçtikçe zorlaşmaktadır.
Yarın da, tüm bu kısırdöngüleri sosyalizm ve milliyetçilik ideolojileriyle somutlaştıralım.
|