15 Mart 2010 tarihinde başladığımız ve başlarken söz verdiğimiz gibi, her Pazartesi, Çarşamba ve Cuma günleri, gazetemizin 10. ve 11. Sayfalarını kullanarak hazırladığımız Sel Raporu’nu bu gün bitiriyoruz. İki buçuk aylık bu birlikteliğimiz sırasında, önce Lefkoşa’nın tarihindeki önemli sel baskınları ile başladık. Harita Dairesi Müdürü sevgili dostum Sn. Cemal Saadetoğlu, bu çalışmaya derelerin isimlerini doğru saptamakta harita ve uydu destekli katkılarıyla çok özel bir teşekkürü hak etmiştir. Halkın Sesi Gazetesi’nin arşivi ilk üç raporumuza, tarihten birer yaprak olan, önemli dökümanlar sundu. Ardından, Kanlı Dere’nin beslendiği Trodos Dağları ve Lefkoşa’nın Güney Kesimi, Kanlıköy, Gönyeli ve Hamiköy göletleri ile Beşparmak Dağları eteklerinden topladıkları suları Lefkoşa’ya taşıyarak birleşerek Kanlı Dere’yi tamamlayan bütün dereleri mercek altına almaya çalıştık. Bu çalışmalar sırasında, 3.2 mega pixellik EX-S100 serisinden dijital Casio marka renkli fotoğraf makinamla çektiğim yaklaşık 3000 fotoğraf arasından seçtiğim, yaklaşık 600 fotoğrafa gazetede yer verdik. Kanlı Dere’nin bütün kollarını incelemeyi tamamlayıp Köprü Göleti’ni de gözlemledikten sonra, yaşanan iki sel felaketinin basınımızdaki yansımalarını ortaya koyarken; Kıbrıs, Star Kıbrıs, Yenidüzen, Ortam, Kıbrıs Postası gibi medya organlarımızdan haberler alıntılayarak kullandık. Bunların yanında çalışmalarını referans gösterdiğimiz bütün kaynaklara teşekkür borçluyuz. Gazete sayfalarında siyah beyaz olarak gördüğünüz, web sayfasına görsellerini aktaramadığımız bu çalışmayı, rengarenk 35 pano üzerinde, renkli baskı, gazetede yer aldığı şekliyle, bir fotoğraf sergisi olarak ilgiye sunmayı çok isterim. Bir kültür hizmeti olarak toplu halde kitap halinde yayınlanabilecek bir çalışma yaptığımı sanıyorum. Yapılan bu özverili çalışma sırasında, ülkemizde bir daha sel baskınlarının yaşanmaması için, ilgilileri uyarıp, kamu oyunu uyanık tutarak önlem alınmasını zorlamaya çalıştık. Üzülerek kaydetmek isterim ki, bu konuda sorumlu makamlarda oturmakta olan yetkililer, olayı adeta yaşanmamış sayarak, Lefkoşa’ya makyaj yaparak; “Yaşandı, bitti! Allah kerim gelecek sefere!” mantığıyla hareket etmektedirler. Bu çalışmanın sonunda, referans da göstererek bir proje önerebilecek noktaya geldik. Bu alanda yapılan başka çalışmalar ne öneriyor yaklaşımı ile internette gezinirken, İzmir’de yapılan burada örnek gösterdiğim, İnşaat Mühendisi Sn. Ayşe Yarıcı’nın bildirisine rastladım. Buna benzer bir çalışma Konya Belediyesi tarafından sürdürülmektedir. Son 3-4 yıl içerisinde, Türkiye’nin çok sayıda ilinde yaşanan benzer felaketler nedeniyle, bu alanda sel baskını yaşandığı andan itibaren, yönetimlerin reflekslerini yansıtan bir çok yayını inceledim. Bizdeki kadar, şehre makyaj yaparak eski haline getirmenin ötesinde hiçbir şey yapmayarak, yaşanan olayın önemini algılama acizliğini yansıtan bir zaafiyet örneği görmedim. Bir proje ortaya çıkardık. Kaynağı nerede? Geçen yılın başlarında, çevre ve ormancılık konusunda, ülkemizde AB destekli olarak hazırlanmakta olan Kırsal Kalkınma Planı çerçevesinde incelemeler yapan uzmanlara, ülkemizden teknik elemanlarla birlikte orman alanlarımızı gezdiriyorduk. Çok samimi ve candan bulduğum, ekibin başındaki Sn. Gian Luca Vedova, “Mutlaka proje yapın ve sunun. Bu alandaki projeleri desteklemek üzere AB’nin önemli fonları vardır” diyordu. Böyle bir proje, TC kaynaklarından da, US Aid’den de yardım alınabilecek inandırıcılığa sahiptir. İnşallah Lefkoşa Belediye Başkan adayımız Dr. Gülsen Bozkurt Lefkoşa Belediye Başkanlığı seçimlerini kazanırsa, bu projeyi uygulamaya geçirmek üzere daha ayrıntılı çalışmalara imza koyarak Merkezi Yönetim’in kapısını çalacağız. Bir nostalji yaparak, rahmetli Haşmet Gürkan’ın “Dünkü ve Bugünkü Lefkoşa” isimli kitabından (1996) Kanlı Dere’yi anlattığı bölümle bitirmek istiyorum: “Lefkoşa gibi küçük, hayli hareketsiz bir kentte yaşayanların gözünde Kanlıdere’nin gelmesi kaçırılamayacak bir seyir vesilesi olurdu. Kışın ve ilkbaharda kuvvetli yağışlardan sonra “dere gelmiş” sözü edilir edilmez kadınıyla, çocuğuyla, erkeğiyle öbek öbek Lefkoşalı dereyi görmeye giderdi. Bunun için en uygun yer Millet Bahçesi’nin arkasında, köprünün bulunduğu yerdi. Biz çocuklar hayretten açılmış gözlerimizle o çamurlu suların coşarak akışını izlerken büyüklerimizin anıları eskilere gider ve şimdi uslu uslu akan bu derenin vaktiyle nasıl arada bir taşıp Lefkoşa’yı bastığını anımsatırdı onlara; dere yatağından taştığında Baf Kapısı’ndan kente girer, mal ve bazan da can kaybına yol açarak geçip Mağusa Kapısı’ndan dışarı çıkarmış. Dere en son 1918’de taşmışsa da bu kez can kaybı olmamış diye duyardık. Asıl adı “Pediaes” olan bu dereye Türkler’in “Kanlıdere” demeleri büyük bir olasılıkla işte böyle felaketlere yol açmasındandı.” Masal gibi bir anlatımdı. Tam da büyüklere anlatılacak bir masal idi... Bir zaman Haşmet Gürkan’ın yazdıkları gibi benim yazdıklarım da keyif alınarak okunacaksa, yazdığım bu Kanlı Dere öyküsüne yazdıklarımla iz bırakmak dileğimdir!
İŞTE PROJE
Kente bir yılda ortalama 345 kg/ m² yağmur yağmaktadır. Ortalama yıllık yağmurlu gün sayısı 60 gün civarındadır. Kentte, bir yılda tam gün yağmur yağan gün miktarı bir kaç gün ile sınırlıdır. Yağışlar kısa süreli ancak şiddetlidir. Şehrin yağmur sularını tahliye edecek drenaj sistemi yoktur. Raporumuz’un geride kalan bölümlerinde belirtildiği gibi; Güney Kıbrıs’ta kalan Trodos Dağları’nın eteklerinde doğan Kanlı Dere, doğduğu bölgede önüne iki tane baraj inşa edilmiş olmasına rağmen, Güneydeki geçiş yolları üzerinde topladığı yüzey sularını, Lefkoşa’nın Türk Kesimi’ne taşımaktadır. Lefkoşa’nın Türk bölgesine ulaşan Kanlı Dere, ayni şekilde Güney’den bölgemize gelmekte olan Bakır Dere, Alayköy üzerinden gelmekte olan Sıra Selvi Deresi ve Kanlıköy Göleti’nden gelmekte olan Çınar Dere’nin birleşmesinden oluşan Asi Dere ile Domuzcular Bölgesi’nde birleşir. Ayni şekilde Gönyeli Göleti’nden gelmekte olan Öksüz Dere, YDÜ üzerinden gelen Viran Dere ve Şeherebakan Deresi ile birleştikten sonra Kanlı Dere ile yine Domuzcular Bölgesi’nde birleşir. Dikmen Bölgesi’nden gelen ve önüne gölet yapılması gereken Karagölek Deresi de Kanlı Dere ile ayni şekilde Domuzcular Bölgesi’nde birleşir. Hamitköy Göleti üzerinden gelen Topal Dere de yine Lefkoşa içinde Kanlı Dere ile birleşir. Yukarıda sözünü ettiğimiz göletler ile potansiyel Dikmen Göleti’nin gerisinde Beşparmak Dağları eteklerinden yüzey sularını toplayıp taşıyan çok sayıda dere bulunduğunu raporumuzun bundan önceki bölümlerinde kaydetmiştik. Dağların çıplak olması suların toplanma sürelerini kısaltmakta, özellikle sağanak yağışların ardından yoğun yağmur kısa sürede şehrin alçak bölgelerine inerek yaşamı etkilemektedir. Dere yataklarına yapılan müdahaleler nedeniyle bu sorun her geçen gün riski büyümekte olan bir tehdite dönüşmüştür. Şiddetli sağanak yağmurların ardından şehrin ciddi sel baskınları yaşadığı tarihinde kaydedilmiş olup, kısa süreli sağanak yağışlarda bile ciddi sorunlar yaşandığı bilinmektedir. Yağan yağmur sularını taşıyan derelerin sularını tutacak sistemler ile sel sularını kontrol altına almaya gerek duyulmaktadır. Su taşkınlarının temel nedeni, dere yataklarının önünün kapatılması ve göletlerin zamanla dolarak kapasitelerini yitirmeleridir. Lefkoşa’nın içinden akıp gitmekte olan Kanlı Dere’nin yağmur sularının sunmuş olduğu fırsat dikkate alındığında yaşama alanı olarak elverişli konumu, yanlış kent planlaması, yetersiz atyapı ve çarpık kentleşme nedeniyle elverişsiz duruma getirilmiştir. Dere yataklarına bina yapılması, dere yataklarının daraltılması ve bazan da önlerinin veya üzerlerinin kapatılması, yetersiz kanalcıklar inşa edilmesi ve bunların gereksiz şekilde dolandırılması derelerin taşmasına yol açmaktadır. Dere yataklarının çöplük olarak kullanılması veya doldurulması nedeniyle sel baskınları yaşanmaktadır. Bu nedenle de yağışlı yıllarda, bu yıl olduğu gibi sel felaketleri yaşanmaktadır. Tehdit bu kadarla kalmayıp bahsekonu yataklar vidanjör atıklarıyla kirletildiğinden yeni bir boyut kazanarak, insan sağlığını ve çevre sağlığını bozmaktadır. Lefkoşadaki yanlış yapılaşmayı yıkarak eski haline getiremeyeceğimize göre, sel baskınlarını önleyecek kendi çözümümüzü bularak, bundan sonra ileriye bakarak bu alanda bir sistem kurmalı ve geleceğimizi kurtarmalıyız. Göletlerimizin hangi ölçüde dolduğunu gösterir çarpıcı veriler olarak; Güney Kıbrıs’taki Rum Su İşleri Dairesi’nin web sayfasından aldığım Gönyeli Göleti (1962)’nin 1 045 000 metreküp ve Kanlıköy Göleti (1963)’nin 1 113 000 metreküplük kapasitelerinin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Su İşleri Dairesi’nin resmi verilerine göre, sırasıyla; 453 587 metreküp ve 730 294 metreküpe gerilediğini kaydedebiliriz. Ayni saptama Hamitköy Göleti için de geçerlidir. Öte yandan dere yataklarına yapılan müdahalelerin boyutları hakkında ortaya koymuş olduğumuz çarpıcı görsel veriler bu alandaki vahim tabloyu gözler önüne sermektedir. Atıksu ve yağmursuyu kanalları’nın yetersizliği tehditin öteki versiyonudur. Bu raporun içerisinde ayrıntılı olarak anlatıldığı gibi; Lefkoşa’nın bir bölümü iki toplumlu bir proje çerçevesinde merkezi bir kanalizasyon projesi olan Haspolat Atık Su Arıtma Sistemi’ne bağlanmış olmasına rağmen, gerek şehrin kanalizasyon sistemine bağlı olmayan bölümlerinden ve gerekse gelişen şehrin varoşları sayılabilecek; Gönyeli, Dikmen vb bölgelerden vidanjörlerle toplanan sıvı atıkların Lefkoşa yönüne akmakta olan derelere boşaltılması nedeniyle ciddi bir çevre kirliliği ve sağlık sorunu ile karşılaşılmaktadır.
HAZIRLANACAK PROJEDE GEREKLİ ÇALIŞMALAR 1-Lefkoşa Kanalizasyon Projesi 2-Lefkoşa Yağmursuları Deşarj Projesi 3-Derelerin Yataklarının Islahı Projesi 4-Erozyonla Mücadele ve Ağaçlandırma Projesi 5-Kanlı Dere’yi besleyen; Kanlıköy Göleti, Gönyeli Göleti Göleti ve Hamitköy Göleti’ni besleyen dere havzaları ve seli önleyici yapıların inşası çalışmaları ve Dikmen’de gölet inşası projesi. 6-Kanalizasyon Sistemi ve Dereyatakları ile Göletlerin Bakımı ve İşletme Planı A-Kanalizasyon ve yağmursuyu deşarj projeleri Lefkoşa Kanalizasyon Projesi kapsamında evlerden akmakta olan atıksuları toplayarak Haspolat’taki Atık Su Tesisleri’ne ulaştırarak, arıttıktan sonra Kanlı Dere’ye salan bir sistem tamamlanarak hizmete girmiştir. Kanalizasyon Projesi kapsamında yaptırılan çok sayıda toplayıcı hatlara, mevcut kanalizasyon şebekelerinin bağlantıları yapılarak atık sular toplanmaktadır. Bu sistem halen büyüyen ve gelişen Lefkoşa’nın tüm gereksinmelerini karşılayamamakta olup varoşlarda bulunan yerleşim yerlerindeki gereksinmenin nasıl karşılanacağı konusunda öncelikle karar verilmesi gerekmektedir. Nüfusu 2000’den çok olan bölgelerde kanalizasyon sistemlerinin kurulması bir AB normu olduğuna göre öncelikle bu çerçevede, arıtma sisteminin nerede kurulacağı ve eski sistemle ilişkisinin nasıl olacağı konularının açığa çıkarılması gerekmektedir. Bu nedenle toplanacak atık suların kapalı bir boru sistemi ile toplanma yerine ulaştırılması öngörülmelidir. Bu sistemin mevcut dere yataklarından taşınan ve Lefkoşa’nın su gereksinmesinin karşılanması öngörülen yağmur sularını kirletmemesi vazgeçilmez bir önkoşuldur. Yağmur sularının toplanması ve tahliyesi için Kanlı Dere’nin adeta şehrin omurgası pozisyonunda şehir içine yayılan dere yataklarına bu suların kirletilmeden ayrı hatlarla akıtılması temel bir prensip olarak benimsenmelidir. B-Göletlerin ve derelerin ıslahı ve sellerin önlenmesi Bu çalışmada sözünü ettiğimiz, Lefkoşa çevresindeki göletleri besleyen dereler de dahil olmak üzere, şehre sel suyu taşıyan bütün derelerin projeleri hazırlanarak Lefkoşa İmar Planı üzerine işlenmelidir. Her bir derenin yatağı boyunca ve enine kesitler alınarak arazi çalışmaları yapılmalı, bütün dereler boyunca kadastral planlar hazırlanarak mülkiyetler tespit edilmeli ve haritalara işlenmelidir. Anayasa’nın 159. Maddaseine göre dere yataklarının devletin mülkiyetinde olması nedeniyle bu konuda sorun olmaması gerekmektedir. İzmir’de bu alanda yapılan ve bize model oluşturabilecek aşağıdaki çalışmaya göre (*) ; genel olarak derelerin her iki yanında ileride derede bakım yapabilmek için, en az 7’şer metre yol için yer bırakılması gerekmektedir. İncelediğimiz bu çalışmaya göre; DSİ Bölge Müdürlüğü ve Dokuz Eylül Üniversitesi Mühendislik Fakültesi, Hidrojeoloji Bölümü’nden yardım ve destek alınarak dere yatakları üzerinde su ve rüsubat tutucu bent yerleri saptanmıştır. Dere ıslah projelerinin hidrolik kesitleri DSİ Bölge Müdürlüğü’ nce onaylanmıştır. Dere ıslah çalışmaları yapılırken kablolar ve kanalizasyon şebekeleri dere güzergahından dışarıya alınmıştır. Köprüler ve karayolu geçişleri genişletilmiştir. Yataklar düzenli hale getirilmiş, denize açılan ağızları temizlenmiş, denizle ya da ana dereyle kesilmiş bağlantıları yeniden kurulmuştur. Buradaki anlayış ve yaklaşımla, öncelikle adı geçen göletlerin topladıkları suyu, Lefkoşa yönünde akışa geçirecek ve mevsimsel olarak tamamıyla boşaltıp hem göletlerin bakımına olanak sağlayacak ve hem de suyun gölette bekletilerek tuzlanmasını engelleyecek bir yapıya getirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle, gerek göletlerin gerisindeki derelerin akış yolları üzerinde ve gerekse göletlerden Lefkoşa’ya ulaşıncaya kadar ilave su depolama alanları ve su bentleri oluşturulmalıdır NE YAPMALIYIZ Lefkoşa’nın çevresinde bulunan ve Lefkoşa’ya su taşınan kaynaklar olarak; Kanlıköy Göleti, Gönyeli Göleti ve Hamitköy Göleti sadece su toplama amaçlı olarak inşa edildiklerinden, doluluk oranları ile bağlantılı olarak suları uzun süre bekletilmekte, bu nedenle hem buharlaşma ile su kaybına uğranılmakta ve hem de suları tuzlanmaktadır. Göletlerde revizyon yapılarak, çıkış noktalarında istendiği zaman içindeki bütün suyu boşaltabilecek şekilde kapaklı bir vana sistemine ve göletler içinde teraslama yapılarak, su azaldıkça boşalan bölümler yaratılmasına gerek duyulmaktadır. Halen bu göletlerde yaklaşık 1.5 milyon metreküp su bulunmakta, göletler suları boşaltılamadığı için bakımları yapılamamaktadır. Gözlemlerime göre, bu güne kadar hiçbir bakım yapılmamış bütün bu göletlerimizde başta doğal olarak çevredeki tepelerin erozyona uğraması ve veya taşınan sel artıkları nedeniyle ciddi bir gözden geçirmeye gerek duyulmaktadır. Göletlerin başlangıçtaki kapasiteleri ile bu gün sahip oldukları kapasiteler dikkate alındığında bunun ne kadar gerekli olduğu anlaşılmaktadır. Öncelikle göletlerde biriken suyu akıtarak, gerekli bakıma olanak sağlamak üzere, gölet çıkışlarından Lefkoşa yönündeki akış yataklarından başlanmak üzere, yukarda belirtilen örnekte olduğu gibi, yeni toplanma havzaları ve veya bentlerin inşa edilmesine gerek duyulmaktadır. Sistem birbiri ile bağlantılı, vanalarıyla kontrol edilebilir, doğal cazibesi ile Lefkoşa’daki ana su toplama havzasına doğru bu suların akıtılmasına dayanmaktadır. Göletlerdeki suyu bu şekilde Lefkoşa’ya doğru harekete geçirirken, esas amaçlardan biri de akış yolları üzerindeki toplanma havzaları ve veya bentlerin çevresinde rekreasyon amaçlı, yaz aylarında piknik yapılabilecek yeşil alanların yaratılmasıdır. Aynen yukarıdaki örnekte olduğu gibi, dere yatakları ile ilgili belirtilen bütün çalışmalar yapıldıktan sonra, bunların çevresinde yürüyüş ve bisiklet yolları oluşturma ve yeşillendirme çalışmaları projenin bir parçası olacaktır. Bu konsept çerçevesinde, Göletlerden Lefkoşa’ya doğru etaplandırdığımız birinci bölümün ardından, Göletlerden Beşparmak Dağları’na doğru etaplandırılacak ikinci bölümde, göletlere su taşıyan dereler için de ayni çalışmaları yaparak, özellikle son yaşadığımız sel baskınında önemi açığa çıkan, uzun yıllar aralığında ortaya çıkacak bir olasılık olsa da, göletlerin gerisinde sel sularını tutabilecek ve istediğimiz zaman göletlere akıtabileceğimiz ilave depolama alanlarının oluşturulması üzerinde çalışılmalıdır. Gözlemlerime göre, büyük yatırımlar gerektirmeksizin doğal olarak bu yapıların önemli ölçüde kendiliğinden oluşmuştur. Yapılacak olan yatırımlar bunların kapasitelerinin artırılması, kontrol ve akıtma mekanizmalarının kurulması gibi alanlarda olacaktır. Yağmur sularının temiz ve içilebilir özellikte olduğu ve bu yüzey sularının aktıkları veya bekletildikleri yataklar nedeniyle tuzlandıkları dikkate alınarak bu yönde yapılacak çalışmalarla bu suların Lefkoşa’nın içme suyunu temin etmede kullanılması konusu değerlendirilmelidir. Günlük su gereksinmesi yaklaşık 15 000 metreküp olan Lefkoşa’nın bu yıl olduğu gibi yıllık bütün gereksinmesini karşılayabilecek büyüklükte bir suyun Kanlı Dere yatağından Lefkoşa’nın içinden geçerek akıp gitmiş olması ve veya bir kısmının halen çevredeki göletlerde ve dere yataklarında, yararlanılmaksızın duruyor olması böyle bir projenin teklif edilmesini kışkırtmaktadır. Bu yolla; her on yılda üç kez tam, dört kez yarım ve üç kez de sıfır performans ile yıllık su gereksinmesini karşılama olasılığı varsa, böyle bir proje uygulanabilirdir. En önemli yararlardan biri de kuşkusuz akış yollarında oluşturulacak rekreasyon amaçlı piknik alanları olacaktır. Lefkoşa’da Domuzcular Burnu’nda oluşturulacak Ana Su Toplama Havzası’nda toplanacak bu suların doğal sızdırma sonunda açılacak kuyulardan mı alınacağı yoksa arıtma sistemlerine gereksinme mi duyulacağı, yataklarda yapılacak iyileştirme ve ıslah çalışmaları sonunda elde edilecek suyun kalitesine göre kararlaştırılacaktır.
Toplanma havzaları ve veya bentler Göletlerin bulunduğu alanlardan Lefkoşa’ya ulaşıncaya kadar bent ve veya küçük toplanma havzası oluşturulabilecek, her bir gölet için en az üç tane doğal oluşumun mevcut olduğunu söyleyebiliriz. Örnek vermek gerekirse: Kanlıköy Göleti’nde; Çınar Dere Kanlıköy’ü Lefkoşa yönünde çıktıktan sonra, köyün dışında vaktiyle İngilizler tarafından inşa edilmiş, halen kullanılmayan böyle bir yapı vardır. Lefkoşa Güzelyurt yoluna ulaştığımızda, dere yatağının her iki yakası kıvrılarak akan dere nedeniyle bu alanda fırsat yaratmaktadır. Daha ileri güzergahta Kofalı Çiftliği’nin bulunduğu noktada böyle bir olanak vardır. Çınar Dere’nin Lefkoşa girişinde Bakır Dere ve Sıra Selvi Deresi’nin birleşmesinden oluşan kol ile birleştiği noktada (Ayışığı Sokak civarı) böyle bir gereksinme vardır. Gönyeli Göleti’nde; Öksüz Dere’nin akış yolu üzerinde stadyum hizasında, Lefkoşa Girne Anayolu’na ulaştığı noktada yolun her iki yakasında bu olanaklıdır. Hamitköy Göleti’nde; Topal Dere’nin Lefkoşa yönünde Bozyayla civarındaki okaliptus koruluğu ve yıkılan köprüyü geçer geçmez, kıvrılarak iki tepenin birbirine yaklaştığı bir açıklık arasından akması nedeniyle bu noktada, Tofaş Köprüsü’ne ulaşmazdan birkaç yüz metre önce konut sahiplerinin yaptıkları setlerle toplanma havzası olabilecek bir yapı oluşturdukları bölgede ve köprüyü geçtikten sonra Kanlı Dere ile birleştiği noktada böyle bir toplanma havzası veya bent oluşturulabileceğini gözlemledim. Benzer şekilde Dikmen bölgesinden Lefkoşa’ya akan Karagölek Deresi üzerinde bir gölet yapımına gerek duyulduğunu, sel baskını sırasında, dönemin Başbakanı Sn. Derviş Eroğlu açıklamıştı. Bu hat üzerinde de 3-4 noktada benzer şekilde bentler veya havzacıkların oluşturulabileceğini gözlemlerime dayanarak kaydedebilirim. Bu şekilde göletlerin önünde ve ardında toplam yirmi civarında su tutma alanları veya bentleri inşa edilecektir. Kanal açma Yaşanılan iki sel baskını sırasındaki gözlemler ışığında, Öksüz Dere’nin bastığı Devlet Hastahanesi, Göçmenköy, Güyap Konutları, Marmara Bölgesi, Devpa ve Devlet Sosyal Konutları hattını rahatlatmak için; Gönyeli Çemberi civarında yol patlatılarak sel sularının tahliye edilmesi düşünülen bölgede, alt yapısı çalışılarak oluşturulacak bir su toplama alanındaki suların emniyetli bir şekilde Domuzcular Burnu’ndaki ana su toplama havzasına akıtılması için bir kanala gerek duyulmaktadır. Yakın Doğu Üniversitesi’nden başlayarak Sanayi Bölgesi üzerinden de çevredeki çıplak tepelerden süratle gelen sel sularının drene edileceği kapalı bir sisteme de gereksinme duyulduğu dikkate alınarak ortak bir boru sistemiyle yarar sağlayacak kapasiteler iyi hesaplanarak bu alanda bir yatırıma gerek vardır.
Metehan Bölgesi’nden gelen Bakır Dere ile Sıra Selvi Deresi’nin bir diğer tıkanma hattı olan Levent Kolej-Ortaköy Bölgesi’nin yükünü azaltmak amacıyla, Metehandaki Devlet Sosyal Konutları’nın güneyinden açık bir kanal ile yolun altından geçirilerek, Dereboyu’ndan gelen Kanlı Dere yatağına akıtılması ve Askeri Bölge içerisinde dereye ulaşmazdan önce bir su toplanma alanı tesis edilerek bunun kontrol edilmesi önerebileceğimiz bir önlemdir. Yağış anında ve yağıştan sonra yapılacak rutin çalışmalar Yukarıda sunduğumuz model örnek olan İzmir’deki uygulamadan görüldüğü gibi, yağış anında ve yağıştan sonra sistemin çalışır vaziyette tutulmasını sağlamaya yönelik işler vardır. Kuşku yok ki, dere yataklarının çalışabilir vaziyette tutulabilmesi için gerekli temizlik ve bakımın yapılması bu çalışmaların özünü oluşturmaktadır.
İZMİR’DE UYGULANAN MODELDEN YARARLANABİLİRİZ
Derelerin Islahı ve Sellerin Önlenmesi Türkiye’nin 3. büyük kenti olan 3 milyon nüfuslu İzmir’in 156 km uzunluğundaki 92 adet deresi kanalizasyon sularını İzmir Körfezi’ne akıtmaktaydı. Yıllardır büyük acıların kaynağı olan sel baskını felaketlerinin şehrin hayatından tamamen ve öncelikli olarak çıkarılması gerekiyordu. 3-4 Kasım 1995’de olduğu gibi sel felaketleri ; 2001 yılında olduğu gibi bütün büyük kentlere özgü olarak, doğrudan doğruya kent üzerine düşen yağışların yol açtığı su baskınları yaşanabilmektedir. Bu nedenle Büyük Kanal Projesi kapsamında, tümü kentlerin yerleşim alanlarından, ev ve işyerlerinin arasından geçen ve açık lağım kanalı olarak çalışan derelerin de ıslahı ele alınmıştır. Felaketlerin meydana geldiği yerlerin çoğuna uygulanması gerekli fiziki müdahaleler, mühendislik önlemleri, yerleşim/imar durumları sebebi ile çözümü çok zor sorunlarla karşılaşmıştır. Hatalı imar uygulamaları nedeni ile kapanmış dere/sel yataklarının kontrol altına alınması, diğer yandan birçok yerde istimlakların yapılması sosyal, mali ve ekonomik meselelerdi. Başlangıçta 250 milyon dolarlık bir yatırım ve 15 yıllık yapım süresi öngörülen bu projede revizyon yapılarak yatırım giderleri 30 milyon dolarlık bir bütçeye ve yapım süresi 1 yıla indirilmiştir. NELER YAPILDI? Dere kaynaklarında su tutucu bentler İzmir’de yağmur rejimi genelde kısa süreli ancak şiddetlidir. Yerleşimin azaldığı noktalarda dağların bulunması; dağların dik ve çıplak olması suların toplanma sürelerini kısaltmakta,bu durumda yoğun yağmur kısa sürede şehrin alçak noktalarına inerek yaşamı etkilemektedir. Suyun yayılacağı ve emileceği toprak, doğal yüzeyler betonla kaplanmıştır. İzmir Körfezi’ne akan yaklaşık 92 adet dere ıslah edilmiş olup, ıslahı bitirilen derelerin, uzunluğu yaklaşık 156 km’dir. Bunun yaklaşık 30 km’si yoğun yerleşim bölgelerindedir. 92 adet derede toplam 118 adet su tutucu bent yapılmıştır. Taşkın önleme ve rekreasyon amaçlı olarak Bostanlı deresinde 3 adet, Bornova deresinde 13 adet, Gökdere deresinde 6 adet bent yapılmıştır. Bornova Beşlisi Bornova Deresi kaynak ıslahı projesi kapsamında yürütülen çalışmalarda dere üzerinde bulunan ve Bornova Beşlisi olarak adlandırılan rüsubat önleyici beş bent, buralarda su birikmesini sağlayarak gölet haline getirildi. Yaklaşık 30 bin metrekarelik gölet alanı oluşturuldu. Bu göletler aşırı yağışlarda dahi suyu tutarak ve yağışı geciktirerek yerleşim yerlerinin su baskınına uğramasını önlemektedir. Erozyonla Mücadele İZSU, İzmir’i tehdit eden taşkınlara karşı yalnız derelerin mansap kısımlarındaki ıslah çalışmaları ile kalmamış, yüksek su seviyelerinin düşürülmesi ve şehre rüsubat taşınmasının önlenmesi amacıyla yukarı havzalarda toprak ve su muhafazası ile ağaçlandırma çalışmalarını da önem verilmiştir. Teraslama ve ağaçlandırma çalışmaları sürdürülmeye devam edilmektedir.İlk etapta acilen tedbir alınması gereken ve İzmir’e en çok zarar veren iki sel havzasında çalışmalar yapmıştır. Bostanlı Sel Havzası 3350 hektar genişliğinde olan havza çalışmaları iki proje halinde ele alınmıştır. İlk önce havzanın ana deresi, 1420 hektar genişliğinde havzası olan, Kocadere’ de çalışmalar yapılmıştır. Bu havzadaki en önemli yan kol Pamuk Boğazı Deresin de ve Kocadere’ nin yukarı kısmında yatak oyulmalarının önlenmesi amacı ile 2-5 metre yükseklikte 18 adet çimento harçlı ıslah barajı yapılmıştır. Bu barajlar arkalarında birikecek rüsubatla taban ve yan cidar oyulmalarını önlediği gibi, düşüler yapmak suretiyle selin hızını da kesmiş olacağından böylece derenin eğimi de düşürülmektedir. Ana derelere kavuşan 2. ve 3.derecedeki oyuntu olan dereciklerde de, erozyonun önlenmesi için, 128 adet kuru duvar eşik yapılmıştır. Poligon Havzası Büyük bölümü gecekondu işgalinde olan ve bir kısmı da ağaçlandırılmış olan Poligon Havzası’nın tamamı 1112 hektar genişliğindedir. Çıplak alanda, seli tamamen kontrol altında tutacak 5 m. düşey aralıklarla V formunda hendekler açılmış, dozerin çalışamayacağı kadar dik yamaçlarda ve az çok bitki örtüsü olan yerlerde, bu örtüye zarar vermemek için, tesviye eğrilerine paralel U şeklimde hendekler açılarak ağaçlandırılmıştır. Buraya 123 bin adet kızılçam, fıstık çamı, sedir, okaliptüs, iğde, yalancı akasya, Kıbrıs akasyası gibi yapraklı türler dikilmiştir. 4-Kanalizasyon Sistemi ve Dere Yataklarının Bakımı ve İşletme Planı Birleşik sistemde çalışarak şehrin atıksularını denize akıtan kanalizasyon sistemi, yapılan kuşaklama kanalları ile atıksu arıtma tesislerine kadar ulaştırılmıştır. Birleşik olarak çalışmaya devam eden kanal şebekesinin kuşaklama kanallarına bağlandığı noktalarda savaklama sistemleri (taşkın bacaları) yapılarak, mevsimsel olarak gelebilecek aşırı miktarlardaki yağmur suyunun doğrudan Körfez’e veya derelere akıtılması sağlanmıştır. Kentin belirli kritik yerlerinde meydana gelebilecek taşkın sorunlarını çözmek maksadı ile bu noktalarda yoğunlaşan yağmur sularını en kısa yoldan Körfez’e yada derelere ulaştırılacak yağmur suyu kanallarının inşaatları da sürdürülmektedir. İzmir’de 92 adet dere ıslah edilmiş olup, dere ıslahları kapsamında, dere yataklarının ıslah edilmesinin yanı sıra, yukarı havzadan dere yataklarına gelecek rüsubatın yatağa akmasını önleyecek ve yatağa yağmur suyunun denetimli verilmesini sağlayacak 118 adet su ve rüsubat tutucu yapı (bent) yapılmıştır. Bakım Onarım ve İşletme Planı Atık suların denize veya dereye akmasını sağlamak ve derelerde olabilecek taşkınları önlemek,tesislerin uzun ömürlü ve verimli çalışmasını sağlamak amacıyla ‘Kanalizasyon sistemi ve Dere Yatakları Bakım ve Onarım İşletme Planı’ hazırlanmıştır. İşletme Planı’nda İzmir Metropol Alanı, taşkın riski açısından, üç bölgeye ayrılmıştır; 0-10 m kotları arasında yer alan bölge 1. bölge, 10-20 m kotları arasındaki bölge 2. bölge, 20 m kotlarının üzeri ise taşkın riski olmayan 3. bölgedir. İşletme Planında, hem kanalizasyon sistemi hem de dere yataklarının bakım ve işletilmesi için yapılması gerekenler, bölgelerin risk derecelerine ve üç farklı mevsim koşullarına göre, tariflenmiştir. A-Yağışlı Mevsim Öncesi (Haziran-Temmuz-Ağustos-Eylül Aylarında) Rutin Olarak Pompa İstasyonlarının girişinde bulunan atık su kuyuları mutlaka temizlenecek, Pompa İstasyonlarındaki mevcut kısa devre hatları temizlenecek ve çalışmaya hazır halde tutulacak, toplayıcı hatlar üzerinde bulunan ve aşırı yağışlarda hattın kapasitesini aşan yağmur sularının doğrudan denize veya dereye akıtılmasını sağlayan taşkın bacaları ‘Baca Temizleme Talimatnamesine’ uygun olarak temizlenecek, toplayıcı hatlar üzerindeki standart bacalar temizlenecek, sokak şebekelerinin bacaları; 1. bölgede 6 ayda bir, 2. bölgede 12 ayda bir, 3.bölgede 2 yılda bir defa temizlenecek, Baca temizleme çalışmaları esnasında mevcut şebeke ve toplayıcıların tıkalı oldukları tespit edilirse, tıkalı kısımlar ‘Kanal Açma Talimatnamesine’ uygun olarak temizlenecek, Birleşik sistemde çalışan kanalizasyon sistemine bağlı ızgaralardan, 1. bölgedekiler 4 ayda bir, 2. bölgedekiler 6 ayda bir diğerleri yılda bir kez olmak üzere tamamı temizlenecektir. Baca temizlikleri yapılırken baca kapakları kontrol edilecek, arıza tespit edilirse tamiratı yapılacak, gerekmesi halinde baca yükseltilecek, taşkın bacalarında baca sisteminin çalışıp çalışmadığı kontrol edilecek, arızası varsa giderilecek, tüm su tutucu bentlerin arkası temizlenecektir. Bentler temizlenirken bentlere 5 metreden fazla yaklaşılmayacak, bentlerdeki tahliye boruları ve savak yapıları kontrol edilecek, bakımı ve gerekliyse tamiratı yapılacak, dere yatakları ve yatak üzerindeki mevcut köprülerin altları temizlenecek, taşkına sebebiyet verecek her türlü malzeme dere yatağından uzaklaştırılacak, bu temizlik işleri 1. bölgede ayda bir, 2. bölgede iki ayda bir, 3. bölgede ise en az yılda bir kez yapılacaktır. Derelerin kapalı kesitten veya ızgaralı kanaldan akan kısımları iyice temizlenecek, derelere ve denize yağmur suyunu taşıyan tüm ızgaralı kanallar temizlenecektir. B-Yağış Anında Rutin Olarak Yapılan Çalışmalar • Dört büyük pompa istasyonundaki pompalar hiçbir şekilde durdurulmayacak, sürekli çalıştırılacaktır. • Toplayıcı hatlar üzerinde taşkın bacaları kontrol edilecek ve sürekli temiz olmaları sağlanacaktır. • 1. bölgede yer alan dere yatakları üzerindeki köprü altları, derelere ağızları ve dere yatakları donanımlı bir acil yardım ekibi tarafından gözlem altında tutulacak, gerekmesi halinde derhal müdahale edilecektir. • Tam donanımlı acil yardım ekibi yağış süresince görev başında olacaktır. C-Her Yağış Sonrası Rutin Olarak Yapılan Çalışmalar Taşkın bacaları temizlenecek,Toplayıcı hatlar ve şebekelerde tıkanma olup olmadığı kontrol edilecek, varsa ‘Kanal Açma Talimatnamesi’ ne uygun olarak açılacak, yağış anında tespit edilmiş çöküntü ve tamirat işleri varsa yapılacak, dört büyük pompa istasyonunun girişindeki atıksu kuyuları temizlenecek, bölgede yer alan dere yataklarındaki köprü altları ve dere ağızları temizlenecek, Dere yataklarında, suyun akışını engelleyecek her türlü birikinti ve malzeme yataktan uzaklaştırılacak. Su tutucu bentlerin tahliye boruları çalışır halde olduğu tespit edilecek, kapalı kesitli dere yataklarında, suyun akışına engel olacak malzemeler kalmışsa temizlenecektir. ..................................... (*) YARICI, A (2008). Kentimizde su taşkınlarının meydana geliş sebepleri ve çözümler. TMMOB İzmir Kent Simpozyumu. (Ayşe Yarıcı-İnşaat Mühendisidir)
|