Ümit Bahşi, 22 Şubat 2010 tarihinde, Star Kıbrıs’ta “Danışılmayan 114 tane danışman” başlıklı bir yazı yayınladı. Müşavirlerin maaş listesinde 71. sırada ismimi yayınlayarak 7600 TL maaş aldığımı yazdı. Hemen kaydedeyim bunun 2000 küsur lirası vergi ve diğer kesintilerdir. Ayrıca yazısında, demokrasimizin yüz karası olan bu uygulamadan, hükümetleri sorumlu tutacağına, okkanın altına kurban olan müşavirler itti. Bakınız yazısında ne diyor: “Yasaları koyanlar, ‘müşavir’ statüsünde bulunan kamu görevlilerinden daha verimli ve etkin bir fayda beklerken, üçlü kararname yöntemi ile, üst kademe yöneticisi, atanacakların listesini genişletmiştir... Sayıştay’ın, Kamu Hizmetleri Komisyonu Başkanı’nın, Başsavcı Yardımcısının ve Başbakanlık Müsteşarı’nın görüşlerini, resmi evrak olarak inceleme fırsatını buldum.Hukuksal olarak yapılabilecek yorum şu şekildedir: Amirler bu kişilere iş versin, onlar da yapsın... Ek mesai alanların listesi gazetelere çıkınca, neler yaşanmıştı, bir hatırlayalım; yine hemen hemen aynı sonuç ilişkisiydi. Topu amirlere atmak kolaydı. Sistemin değiştirilebilmesi için, neler yapılması gerektiğini, hiç kimse konuşmamıştır... Açıklık ve gazetecilik ilkesi gereği, bu listeyi yayınlamak ve halkla paylaşmak görevimdir. Kimileri buna “haram” diyor, kimileri onların suçsuz olduklarını iddia ediyor, kimileri de “bal tutan, parmağını yalar” diyor. Galiba yine en doğrusunu halk bilecek” Her akşam bilgisayarın başına geçip internete bağlandığımda, hakkımda yazılmış bir şey var mıdır diye Google’a sorarım. Ümit Bahşi’nin yazısından geç haberdar oldum. Kendisine 6 Mart 2010 tarihinde aşağıdaki mesajı gönderdim: Sn. Ümit Bahşi, Yaptığınızın literatürdeki adı "mobbing" yani psikolojik tacizdir. Bu ülkede maaşını ödediği çalışanını sokağa atma hakkını kendinde gören, hak ve hukuk tanımaz hükümetlere karşı, göreve dönmenin kavgasını sonuna kadar vermiş ve bunu zorla başararak bir buçuk yıl Avrupa Birliği muktesebatı ve Kırsal Kalkınma çalışmalarının başında çalıştıktan sonra yeniden eve gönderilmiş bir kamu görevlisi olarak kavgamı kendimce verdim. Bu kavga yalnız hükümetlere karşı değil, sizin gibi medyada tacizi sürdürenlere karşı da verilmiştir. On altı yaşında mücahit olarak ve full time kışlada kalarak, bazı geceler gece uykusuna yatmadan postallarımızla okula gittiğimiz dönemlerde liseyi takdirname alarak Pek İyi derece ile bitirdim. Okuduğum her dönemde yıldızdım. Biri Türkiye'de, diğeri İngiltere'de iki tane master yaptım. Kamu görevim sırasında Ada'nın basmadığım yeri kalmadı. Çalıştığım her dönemde de yıldızdım. Çalıştırılmadığım dönemde de yıldızım! Bilgimden ve deneyimimden yararlanmak istemiyorsa hükümet, ne yapsın Mehmet! Hükümetin yararlanmak istemediği bilgi ve deneyimi ben halkımın hizmetine ücretsiz sunuyorum. "Lefkoşa için sel uyarısı" yaz ve google'da ara, bana ulaşırsın. Bak bakalım sopa salladığın adam kaç okka gelir! Bir kitap yazmıştım sizin gibi yapanlar için. Bu kitabın takdimi için hazırladığım sunumu ekte gönderiyorum. Bulup okumanızı öneririm. Bu işin sorumluluğunu hükümete yıkmayıp ortada bırakan namerttir. Yazdığınızı tekrar tekrar okuyun, sanırım ayıbınızı anlayacaksınız. Anlamaz ve bu tartışmayı bu mentalite ile sürdürmeye devam ederseniz, kimbilir belki mahkemede görüşürüz! Hiç kimsenin böyle maaş tabloları yayınlayarak, hayatında harama el sürmemiş insanları hırsız ya da besleme olarak takdim etmeye hakkı yoktur. Buna siz de dahilsiniz. Ben de dahilim. İyi akşamlar. Köşe yazarı olmak sorumluluk gerektirir. Bizde adet haline getirilen, ipini koparanın insanların kişilik haklarına dil uzatarak, örneğin buradaki gibi maaş listeleri yayınlaması gazetecilikten sayılıyor. Bu konuda; ben söyleyeceğimi söyledim, yazacağımı yazdım. Herşey gün gibi aşikardır. Bana net 5600 TL Müdür Müşavir maaşı ödeyen hükümet, biz istersek sizi arayacağız diyerek beni eve göndermişti. Israrlı çabalarım sonucu göreve dönüp, kararnameli görevlendirme talep etmeksizin 1.5 yıl çalıştım. Ardından ilgili bakan beni tekrar eve göndermek için elinden geleni yaptı. Görev talep eden yazılı başvurum, amirim olan Sn. Sağlık Bakanı’nın masasında hasır altıdır. İşin özü bu iken, Ümit Bahşi’nin yaptığını kim yaparsa yapsın, alnımız açıktır ve verilecek yanıtımız vardır. Devletin bana ödediği maaş Anamın ak sütü kadar hak edilmiş helaldir. Ben gökten zembille inerek Müdür olmadım. Kimseye beni müdür yapın da demedim. Müşavir olmak da benim tercihim değildi. Bilgimi ölçmek isteyen beri gelsin. Bana bir özür borçlusun Ümit Bey. Köşe yazarıysan susup oturamazsın!
|