Kuzey Kıbrıs'ın yaşamsal gerçeklerini herhalde şimdiye kadar nasıl bir zemindedir diye düşünmüşünüzdür. Kuzey Kıbrıs'ın siyasal, sosyal, ekonomik, kültürel zeminini incelemek, bildik meseleleri tekrar hatırlamak açısından ve günümüzde yaşanan bir çok sorunun aslında kaynağını ihtiva etmektedir. Bir coğrafya düşünün ki, finansmanı başka bir ülke tarafından sağlanıyor, tabiyatıyle bu coğrafyanın, finansör ülkeye olan bağımlılığı vazgeçilmez bir olgu oluyor. Finanse edilen ülke neresi? KKTC... KKTC'nin serbestçe bütün alış verişlerinin yapılması için dünyada ''tek açık olan dükkan'' neresi? Türkiye pazarı... Kuzey Kıbrıs'ta 1974'den itibaren yaratılan hayali ekonominin yaratıcısı konumunda olan, finansörü yani Türkiye tarafından ayakta durduğu bir gerçektir... Pekala ekonomisi başka ülkenin kontrolünde olan bir ülkenin, demokrasisinin nerelerde olduğundan söz edebilirmisiniz? Ekonomisi başkasının elinde, demokrasisi nerelerde olduğu belli olmayan bir ülkenin, politikacısının, hele hele hükümette olanların nasıl bir ruh halinde olduğunu hiç düşündünüzmü? Kuzey Kıbrıs'ta 1974'den itibaren nüfus yapısı değiştirilmektedir. Bu değişim hem Kıbrıslıtürkleri, hem Anadolu'dan gelenler arasında sosyal, kültürel farklılıklardan dolayı yaşamsal sıkıntılar çıkarmasına rağmen iki devlet tarafından hep 'göz ardı' edilmiştir. Değiştirilen bu nüfus yapısının yanlış bir uygulama olduğu, pratikte gözle görünsede, bu uygulama devam ettirilmektedir. Bu yanlış uygulamayı konuşmaya kalktığınızda, Kıbrıs'ta ki Türkiye kökenli vatandaşların ve Türkiye'de yaşayan insanların bu yaklaşımı yanlış algıladıkları hemen görülebilmektedir. KKTC'nin resmi olması gereken nüfusu 300000 civarındayken, bunun sadece 100000 kadarı 1974 öncesine ait Kıbrıs kökenli olmaktadır. Umarım bu yanlış algılama içinde olan insanlara daha anlaşılır bir örnek olur... Umarım diyorum, çünkü bu konuda bırakın Türkiyede yaşayan insanları, burda yaşayan ortalama eğitim almış insanlar, az düşünüyor ama çok konuşuyor, az biliyor ama çok konuşuyor sanki insanların bu formatta olması için böyle bir kurgulama var ortada!... Yıllardan beridir KKTC 'egemen' bir devlettir diye anlatılmaktadır. Ama bu egemen devlet'in kendi para birimi, kendi merkez bankası, kendi ekonomisi, kendi marşı, kendi polisi vs'si yoktur... Olması içinde herhangi bir uğraş yoktur... Hangi egemen bir devlet'in C/Başkanı, Başbakanı, Siyasi Parti Başkanı aday olacağı bir makama aday olmazdan önce başka bir ülkeye gidip geldikten sonra adaylığını açıklar? Hatta hangi egemen bir ülke'nin milletvekili, önce kendi partisinin Başkanını, C/Başkanı adayı olarak desteklediğini onaylayan imzasını verecek ama bir Türkiye'ye gidip geldikten sonra ''bende adayım'' diye seçim sahnesine atılacak... Bu yaşamsal gerçeklerle nereye kadar?...
|