Bir Yaprak daha düştü ağaçtan...
Mehmet Eş
Günün Karikatürü
Dolgun Dalgıçoğlu
Aslında öyle zannettim.
Hasan Bilgehan
Başka Türlü Bişey Olduk*
Atıf Müezzinler
CTP-ÖP Dönemi - 1
Erkut Yılmabaşar
Günün Karikatürü
Doç.Dr.Mehmet Çakıcı
Sayın Maliye Bakanı Ersin Tatar
Okuyucu Mektubu
Katılımcı Demokrasi İçin
Direnç Kanol
İşbirliği, Güçbirliği ve Lefkoşa
Arman Anık
Bu Gerçeklerle Nereye Kadar?
Haldun Cambaz
Yaşar; ne yaşar, ne yaşamaz!
Mehmet Barışsever
Gibisin - Gibi SEN
Ece Mani
GKK’ da Çalışanlar
Mehmet Onur
TÜRKİYE’DE İŞLER KARIŞIK
Özkan Yıkıcı
Ya Devletleri Kim Kapatacak?
Turgut Denizgil
Trafik
Uğur Hürses
Lizbon Antlaşmasına kısa bir bakış
Androulla Kaminara
Kriz
Dr. Gülsen Bozkurt
Bana bir masal anlat Serdar!
Mehmet Harmancı
Sol’un Birlikteliği mi? Hedef Birlikteliği mi? -2
Derviş Bedevi
İskele Sağlık Merkezi
Musa Özmusaoğlu
Filler güreşirken...
Savaş Toksöz
Asgari Ücret Artışına Dikkat...!
Günhan Nalbantoğlu
Referandum Hakkımıza Sahip Çıkalım
Barış Mamalı
Flaş...Flaş....Flaş...
Siyasicilerin ORTAMI
Non Titulo, Sed Exercitio Talis?
Evren Maner
Zamansız Kaçışlar...
İbrahim Çakırdağ
Ziller çalıyor yılbaşı geliyor
Ayşegül Kanlıtuna
|
|
|
|
|
Yüzleşmeden kaçmak nereye dek gidecektir?
 |
 |
|
|
|
|
Geçen hafta geride kalıp yenisine ulaşırken, dönüp de bakınca insan sormadan duramaz. Bildik tutumlar devam eder ve yenileri eklenirken, hala yüzleşme dahi olmayıp bazen sıkılmadan da savunuluyorsa, o zaman gidişatın yolu çoktan görünür. Her nedense gerçekler karşısında susmak bilmemek veya olmadık takıntılarla saptırıp yanlışın savunulma acemilikleriyle cihalete ve kul ilişkisine dayanılmaktadır. Şöyle bir geçen haftayı hatırlamak yeniden kendimizi aynada görmek oluyor. Çok basit bir sınav olacaktı: Ama olmadı. Gayet doğal gibi de bazı kesimlerin eleştirmesi dışında gelip geçti. Oysa nedeni sorulunca yanıt almazken, temelde herkesin bildik siyasal duruşla adeta acemiliklerin kardeşlenip saydamlaşmasıyla sonuçlandığı ortaya çıktı. Sonuçta sınav yapılacaktı, ama yapılmadı. Bakanlıkta takılıp kalındı. Demek meraklı ülkemizde her nedense bu konuda konuşması gerekenler, en azından açıklama yapması gerekenler yapmadı. Hatta Yapılacak denilmesine karşın yapılmaması da söylenmedi. Bu gayet doğal karşılandı toplumda ve belirli kesim dışında hiç ele alınmadı. Öyle ya öğretmen falan ne demektir. Bildik bir konuyu bu kez Avrupadan gelince kimisi tekrar yaşandığı için söylerken, bazısı da sanki yokmuş gibi başka takıntıyla var olanın yanlışına sarıldı. Ülkemizdeki yerli Türkiye’li nüfus yapısı Avrupadan rakamlarla açıklanınca, zaten bildik olduğu için şaşıran olmadı. Ama bunu bilip de hem koltukta kalma hemde kendini savunma dürtüsüyle olanı değil de alışılmış ezberli takıntıyla sözler edildi. Doğrusu bunları kabullenen ve konuşanlar da oluyor. Hatta bu takıntılarla hükümetçilik olunup oldukça zenginleşenler de olunca, yüzleşmek kolay olmuyor. Yerel yönetimler uygulaması ise Çamlıbel direnişiyle devam ederken her nedense olayın özü değil dileyen dilediği eksende duruyor. Belli olan polis gücüyle belediyecilik dayatılıyor. Zaten bizde çoğu olan oluşumun normal değil kendimize benzetme olunca hep sorunlarla yaşanıp kalınır. Bunlara karşı çıkmalarla da ortaya gelince, konuyu kendince değil istediğimize göre konuşuruz. Bu arada belediyecilik yeni uygulamalarda sırf karşı olunmasın diye muhtarların dahi nasıl işe alındığını da hatırlatırken, böylesi yerel yapı anlayışının nedenini de iyi düşünmek şartır. Her halde bir yıldır emekli çıkıp botrosunda dahi kesildiği yazılan ihtiyat sandığı parasını yatırmayan başkanların da ne demek olduğunu konuşan dahi yoktur. Dilediğine tamirat’dan ev yapanlar veya harcamalarla gezenler çalışana dahi yatırımı yaptırmazken, yasa duyarlılıktan konuşmak ne denli doğrudur? Hele çalışanın veya başka hizmetlerin yapılmaması değil madur olanın eleştirilmesi kadar yanlış saplantılı yapımızla nereye gittiğimiz sorusu akla gelir. Buna benzer nice olay olurken de AB yardımlarının nereye verildiği listeler açıklanıyor, adeta soru işaretli örgütlere dek sırıtan bilgiler vardır. Adımlarlar DAÜ ve Hava yolu kesilen ücretleri çoktan unuttuk. İşten atılan üyelerini sırf partili sendikacı oldukları için sert çıkamıyan örgütlerle yaşıyoruz. Düşünün haklarını savunmak için üye aidatı kesilmesine karşın, işten atılınca sırf sendika partiye yakındır diye de tepki vermiyor. Böyle bir haftanın resmiyle geride bırakıyorum. Peki tüm bunlardan sora elinde dosyalarla Avrupa, Amerika’ya gidip yasal düzenleme ile iyileştirme aldatmacasına kaçımız inanıyor. Resim belli: Daha bol dosyalarla çalışmaya karşın daha duyarsız ve yasal olmayan yetkiler arttı. Onun için toplumsal değerler olukdça önemlidir. Yukarda sıralananlar sadece bir kaç örnek olmaktadır.
|
|
|
|
|
|
 |
 |
 |
31 Temmuz 2010, Cumartesi |
TÜRKİYE’DE İŞLER KARIŞIK |
12 Mayıs 2010, Çarşamba |
ÖRGÜTSÜZLÜK, BİLGİSİZLİK, ÜRETİĞİ KORKU VE GÜVENSİZLİK GERÇEĞİNİ YAŞIYORUZ. |
11 Mayıs 2010, Salı |
Deniz Baykal Sürpriz şekilde kayarken? |
10 Mayıs 2010, Pazartesi |
Garantörler Gezisi |
08 Mayıs 2010, Cumartesi |
Tayland olaylarında sosyal tepki dalgası |
29 Mart 2010, Pazartesi |
Gelip Geçtikten Sora Ne Fayda |
25 Mart 2010, Perşembe |
GÜNDEMLEŞEN VE GÜMDEMLEŞMEYEN GELİŞMELERİYLE FRANSA |
23 Mart 2010, Salı |
KIRAL ÇIPLAK MASALINDAN GÜNÜNMÜZ GELİŞMELERİNE GELİNCE |
22 Mart 2010, Pazartesi |
Bir kaç Söz de Sağlıktan |
19 Mart 2010, Cuma |
Yeni Sermaye Ekonomisinde Sosyal Değerler Dönüşümü |
|
 |
|
|
|
© 2009 ORTAM GAZETESİ - Version 2.2 |
¤° o O
Tüm Hakları Saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz. Ortam Gazetesi Türk Ajansı Kıbrıs (TAK) Abonesidir
|
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Ortam Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
|
|
|
|
|
|
|