Bir Yaprak daha düştü ağaçtan...

Mehmet Eş

Günün Karikatürü

Dolgun Dalgıçoğlu

Aslında öyle zannettim.

Hasan Bilgehan

Başka Türlü Bişey Olduk*

Atıf Müezzinler

CTP-ÖP Dönemi - 1

Erkut Yılmabaşar

Günün Karikatürü

Doç.Dr.Mehmet Çakıcı

Sayın Maliye Bakanı Ersin Tatar

Okuyucu Mektubu

Katılımcı Demokrasi İçin

Direnç Kanol

İşbirliği, Güçbirliği ve Lefkoşa

Arman Anık

Bu Gerçeklerle Nereye Kadar?

Haldun Cambaz

Yaşar; ne yaşar, ne yaşamaz!

Mehmet Barışsever

Gibisin - Gibi SEN

Ece Mani

GKK’ da Çalışanlar

Mehmet Onur

TÜRKİYE’DE İŞLER KARIŞIK

Özkan Yıkıcı

Ya Devletleri Kim Kapatacak?

Turgut Denizgil

Trafik

Uğur Hürses

Lizbon Antlaşmasına kısa bir bakış

Androulla Kaminara

Kriz

Dr. Gülsen Bozkurt

Bana bir masal anlat Serdar!

Mehmet Harmancı

Sol’un Birlikteliği mi? Hedef Birlikteliği mi? -2

Derviş Bedevi

İskele Sağlık Merkezi

Musa Özmusaoğlu

Filler güreşirken...

Savaş Toksöz

Asgari Ücret Artışına Dikkat...!

Günhan Nalbantoğlu

Referandum Hakkımıza Sahip Çıkalım

Barış Mamalı

Flaş...Flaş....Flaş...

Siyasicilerin ORTAMI

Non Titulo, Sed Exercitio Talis?

Evren Maner

Zamansız Kaçışlar...

İbrahim Çakırdağ

Ziller çalıyor yılbaşı geliyor

Ayşegül Kanlıtuna

  
ANA MENÜ
ANA SAYFA
KIBRIS
SEÇİM 2010
TÜRKİYE
MANŞET HABER
DÜNYA
İLGİNÇ HABERLER
TARİHTE BUGÜN
SİYASET KAZANI
KISA HABERLER
YAŞAM ÖYKÜLERİ
YAZARLAR
RÖPORTAJLAR
YORUMLANANLAR
HABER BAŞLIKLARI
ARŞİV
İLETİŞİM
FAYDALI LİNKLER
ANKET

Bugün Seçim olsa oyunuzu hangi partiye verirsiniz?

 UBP
 CTP-BG
 TDP
 DP
 ÖRP
 BKP
 Karma
 Kararsız
 Oy vermem
Tüm Anketler
ÇOK OKUNANLAR
YORUMLANANLAR

Konuştuğumuz Ekonomi Yaşama Gelince

Özkan Yıkıcı

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   12 Şubat 2010, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Hep yazdık çizdik: Konuştuğunuzu mutlaka sorgulayın: Bu eğer ekonomi ve sosyal alanda olunca, mutlaka içeriksiz ezber haliyle ele almayın: Ne yazık ki ekonomi’de de artık öylesine kuramları ezberleyip bazen de halk deyimi ile guduru konuşuyoruz ki, adeta yaşamla yüzleşince en azından bizim yanlış konuşturulduğumuzun dahi farkında değiliz. Onun için bu gün genel veya bazı kurumsal değerler yerine, hani hep ezberletilen ekonomik kelimelerin iyi olduğu söylenirken başımıza gelince neden böyle olmadığı gerçeği karşısında yine farkında olmadığımız ekonomik değerlerden söz edicem.
Yıllardır duyarız: Esnek emek daha verimli olacakmış: Özeleştirme refahı arttırıp kaliteyi yükseltip daha iyi yaşam yaratacaktır. Yolsuzlukların mutlaka önlenmesi gerekir. Bütçe daralmalıdır. Daha nice ekonomik dar ölçekli ama önemli ifadelerle sanki tüm ekonominin düzeleceğini ve sorunların aşılacağını duyduk ve ezberletilip konuşturulduk. Şimdi artık daha rahat ele alma şansımız vardır. Elbet insanlar bunun farkına varmak isterlerse:
Tekrar şu basit unuturulanı hatırlatalım: Ekonomi olsun diğer alanlarda dahi şu basit değerlendirmeyi hep yok sayarız. Konuştuğumuz sorun ile önerilen çözümün aynı eksende olup olmadığını değerlendirmeyiz. Örnek ekonomi’den söz edecek olursak: Bir ülkede kayıp dışı ekonomi, kaçakçılık ilkeleriyle işleyen güçlü sermaye varken ve kurumsal yolsuzluk rüşvet hayat felsefesi olduysa bunun çözümü de bu noktaların yok edilmesinde aranmalıydı.
Bunu yaratan sermaye gücü ve siyasal tercihle ele alınmalıdır. Oysa aynı sorunlar sayılırken, diğer yandan da öneriler çalışanın ücreti kısılması, kamusal özelleştirmeve daha nice direk bir sınıfa daha fazla kar getirecek öneriler yapılır. Aydınlanma ve sınıfsal eksenin eksik olduğu toplumlarda bunu reçete olarak kabullenip faturayı da reforum olarak ortaya çıkarır.
Yukarda sıraladığım basit ekonomik formül Seksenden beri hep söyletilip uygulanıyor. Ama sonuçta sorunların tükendiği de söylenemez. Sorunların direkt egemen sermaye tercihli olduğu yerine basit kişilerin yapması veya yine aratan uygulayan kesime yeniden kazandırma siyaseti olduğu hep unutulur. Oysa düşünsel olarak sorgulama ve konuyu kavrama değeri olunca, o zaman ilgili sorunları yaratan yapıların düzeltilmesi veya daha net olarak değiştirilmesi yeni açılımın gelmesinin gerektiğini anlardır.
Bakın çok basit bir son örnek verelim: Bizde hep ezber sakızı haline gelen bütçe açığı söyleniyor. Ama bunun nedenleri yerine hemen çalışan daraltılması konuluyor. Üstelik daralma konurken eldeki kar getirmesi gereken alanları da elden çıkarma da oluyor. Öte yandan bakıldığında vergilerin toplanmadığı, kaçak ekonominin oldukça güçlendiğini, yine daralma denilirken de özel sektör adına adeta bütçeden kaynak verilmesi görülüyor. Okulara yardım yatırım daralırken, aynı şekilde özel okulara yardımlar ve hatta son kolej olayı gibi de yatırımı yaparak özel sektör teşviki yapılıyor. Bilemem nufus sayısının taşınmayla artış sonucu oluşan harcamaların eklenmesi hiç gerekirmi?
Görüldüğü gibi konuşturulan ve var olan ekonomik gerçekler banbaşka: Gelelim daha basitine: Hep söylenir ama unutulan vardır: Emek ekseninin örgütsüzleşmesi veya deyim ifadesiyle esnek emek ilkesi vardı. O zaman daha sağlıklı çalışma olacağı vurgulandı. İşte size esnek emek kuramı: istenildiği anda işten atılmalar olacaktır. Adı iş azlığı, sıkışık olma, yeniden yapılanma ve daha nice neden adeta işten atılmayı kolaylaştırılır. Oysa aynı şekilde sermaye korkunç kar yaparken kimse dokunmaz. Çünkü sermayenin dilediğini yapması için emek ekseninin örgütsüz ve sosyal güvencesiz olması şarttır.
Çokca yapılan ve özellikle son dönemlerde bizde de uygulanan ilginç bir ekonomik gelişme daha vardır: Özelikle kamu yapılarında kar getiren ve sermayenin de elde etmek istediği yerleri hizmet satın alma veya devretme yoluyla sermayeye verilir. Böylelikle kamunun bazı alanları hem sermaye karı hemde kamusal kayıpla el değişir. Bu daha sora giderek tüm kurumun da özeleştirilmesine gidilir. Özelikle CTP döneminde tapudan başlayarak adeta sermayeye yeni kar alanı açma adına hizmet satın alma işleri hızlandı. Telefon gibi iletişim hizmet sektörleri ise kendi alanlarındaki yatırımları yapmayarak özele verme, bazı hizmet kesimelrini de sermayeye yaptırarak adeta kurumu daha güdük etkisiz kılmaktadır.
Özelikle telefon iletişim alanında bu oldukça hissedilmektedir. Hatta ülkemizdeki iletişim sektörü oldukça etkin güç haline gelirken telefon dairesi çoğu alanı adeta unuttu.Elbet bu işlerde sermaye korkunç kar alırken emek ekseni daha örgütsüz taşaron halinede esnek kuramla çalışıyor. Bir yanda sermaye elde edip güçlenirken emek ekseni de adeta örgütsüzleşip yoksuluk sınırında daha aşağıya geliyor.
Tüm bunlar yapılırken de hep kamunun hantal olduğu ve özelin oldukça iyi işlediyi söylenir. Çalışan faturası çıkarılırken, resmi ekonomik siyasal tercih olduğu ve özünde yeni siyasete hazırlık yapıldığı hiç söylenmez. Hele de yolsuzluk hantalık veya diğer konularda partizanlıkla egemen yine aynı siyasetin kendisinin olduğu akıla getirilmesi hiç istenmez. Ama bunlar sonucu da her kesim dönbüp bilmeden kamunun ne kötü olduğu söylenir. Peki o zaman güzel binaların sağlıkta eğitimde kalite artışı da getirmediği niçin söylenmez. İlaç satın almakla aynı işleyişte nasıl sağlık canlanacaktır? Bunlar hiç sorgulanmaz.
Ama esnaftan tüccara herkes sanki hasta kamuymuş gibi kamu çalışanından kesilsin ve kendileri alsın sınırıyla elerindekini alan dış sermayeyi de görmezler. Peki o zaman kolay işten atılmalar çalışanın üçretinin geriye çekilmesi sonucu sermayenin tüketicisi kim olacaktır? Hani satılmayan binaları arabaları kim alacak. Bizde bu dahi unutturuldu. Arz talep veya üreten tüketen endeksi hep yok sayıldı. Sadece sen değil ben alayımla, alanların dahi kimsini de görmemeye geldik.
Tüm bu yazdıklarımdan sora işten atılmalara, hava yolunda olanlar ve hala farkında olunmayan telefon gelişmelerinde en genelde neden iletişimdeki etkinlik sonucu Baz istasyonu nerde kurulur yasası dahi olmadığını düşünün: Önce aydınlanalım sora sorgulayalım ve doğrumuzun olmasını istersek de karşıt değerlerimizi örgütsel şekilde söyleyelim: Yoksa ben burda en basit unutturulanları yazsam dahi kimisi anlamayacak, kimisi de sadece güzel sözler deyip geçip gidecektir.

 

   111 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder
Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle
TÜRKİYE’DE İŞLER KARIŞIK
ÖRGÜTSÜZLÜK, BİLGİSİZLİK, ÜRETİĞİ KORKU VE GÜVENSİZLİK GERÇEĞİNİ YAŞIYORUZ.
Deniz Baykal Sürpriz şekilde kayarken?
Garantörler Gezisi
Tayland olaylarında sosyal tepki dalgası
Gelip Geçtikten Sora Ne Fayda
GÜNDEMLEŞEN VE GÜMDEMLEŞMEYEN GELİŞMELERİYLE FRANSA
KIRAL ÇIPLAK MASALINDAN GÜNÜNMÜZ GELİŞMELERİNE GELİNCE
Bir kaç Söz de Sağlıktan
Yeni Sermaye Ekonomisinde Sosyal Değerler Dönüşümü
© 2009 ORTAM GAZETESİ - Version 2.2 | ¤° o O
Tüm Hakları Saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Ortam Gazetesi Türk Ajansı Kıbrıs (TAK) Abonesidir
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır.
Ortam Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dýþarýya link Last Digital