Daha önceki yazımızda İç Cephe ile ilgili değerlendirmelerde bulunmuş ve kara bir tablo ile karşılaşmıştık.
Kara tablonun dağıtılması, bu kuşatmanın geri püskürtülmesi de yine bizim ellerimizdedir.
Günlük meselelerimiz böyle.
Kıbrıs sorununda nedir son durum derseniz?
Bir kara tablo ile karşılaşmak veya karşılaşmamak da yine bizim ellerimizdedir demiş ve yazımıza ara vermiştik.
Bugün ise Kıbrıs Sorunu ağrılıklı bir değerlendirme yapmaya çalışacağız.
Bir şey yapmanın en büyük düşmanı, bir şey yapıyor gibi gözükmektir.
Değirmen buğday üretir ama içinde bir şey yoksa kendini öğütmeye başlar.
O yüzden, seçimler yaklaştıkça, bazı partilerimiz "Değişeceğiz, artık bambaşka olacağız, biz de çözüm istiyoruz." vesaire diyor ama bu değişiklik, kravat, gömlek değişikliği gibi değildir ki, vatandaş inansın.
Bu zihniyet değiştirilmediği müddetçe, yani sivilleşme, demokratikleşme sağlanmadığı müddetçe, hak ve özgürlükler alanını genişletmediğimiz müddetçe sonuç almak mümkün değildir.
Sn. Cumhurbaşkanı Talat’ın deyimi ile “tam teşekküllü müzakere süreci” devam ediyor. Anlaşılan odur ki Sn. Talat 30 Mart’a kadar AB, Ekonomi vb. gibi konularda da Sn. Hristofyas’la yakınlaşma arayacak.
Güney Kıbrıs’ta Hristofyas hükümetinde çatlaklar oluştu. Hükümetin küçük ortağı KS-Edek hükümetten resmen çekildi. DIKO’nun hükümetten çekilmemesi için KS-Edek’ten boşalan 2 bakanlık, görüşme heyetinde temsiliyet ve Kuzeyde fırtınalar yaratan “KC Temsilciler Meclisi”nin oy birliği ile Garantiler konusunda aldığı karar devreye sokuldu. Şimdilik Güney’de hükümet krizi atlatıldı.
Bu kez de Kuzey’de hükümet krizi ve Cumhurbaşkanlığı seçimi için çeşitli senaryolar yazılmaya başlandı.
Sn. Talat 5 yıl önce Saraya gittiğinde, bu kadar numayış yeter, herkes evlere der gibilerinden bir açıklama yapmıştı.
Şimdi ise CTP yaptırdığı reklam filminde çocuklara “Anneler Babalar sokağa,meydanlara” çağıran şarkı söylettirmekte.
İşte 5 yılda meydanların geldiği durum budur.
Biz ise kurulduğumuz günden itibaren TDP, hep meydan da olduk 2008’de CTP-ÖRP hükümeti tarafından adeta seyredilerek LAÜ’den işten durdurulanlar için meydandaydık.
CTP-ÖRP hükümeti tarafından “Sosyal Güvenlik” yasası geçirilirken emekçiler ile birlikte yine meydandaydık.
UBP hükümeti tarafından geçirilen” Göç Yasası” eylemlerinde yine meydandaydık.
Ban Ki Moon adamıza geldiğinde Barış ve Çözüm istencimizi belirtmek için yine meydandaydık.
18 Nisan’a giden süreçte de TDP liler Barış, Demokrasi, Sivilleşme ve kendi kendini yönetme mücadelesinde “Bahar gelmiş Kıbrıs’ıma, Mor-Kızıl bayraklarla Alanlara” şiarı ile yine meydanlarda olacaklardır.
|