Burada ‘parlak laf’ diye öne sürülen fikirlerin garabetine hiç değinmeden, başka bir noktanın altını çizelim: Bu yaklaşım örgütü küçümsemekle malul. Bu görüş sahipleri siyaseti halkla ilişkiler faaliyeti olarak bile görmüyor, imaj ve reklam, yani pazarlama konusu olarak ele alıyorlar.
Bu görüş dayanağını siyasetin, özellikle de merkez siyasetin, örgütle yapılan bir faaliyet olmaktan çıkması, karizmatik liderlerin televizyon ekranlarından, gazete sayfalarından verdiği mesajlarla yapılan adeta bir tür reklamcılık faaliyeti haline gelmesinden alıyor.
İşin görünen kısmı böyle olsa bile, bu durumun siyasetin merkezileşmesine, sadece para ve zaman sahibi siyaset erbabı tarafından yapılan bir iş haline dönüşmesine yol açtığı apaçık ortada. Siyasete imaj ve reklam meselesi olarak yaklaşmak siyasetin toplumsallaştırılması fikrinden solu uzaklaştırıyor.
Çok temel bir bilgi olmasına rağmen tekrarlamak gerekiyor; siyaset örgütle yapılır. Örgüt ve örgütlenme olmadan siyaset toplumsallaşamaz ve siyaset tutum açıklamakla, kendi duygularını dile getirmekle sınırlı kalır. Dolayısıyla büyümeye, genişletmeye ve ilerletmeye her hangi bir katkı yapamaz.
Solun imaja ve vitrine değil, örgüte ihtiyacı var.
Parti kurmak, tabela asmak değil, örgütlenme yapmaktır. Sokağımızdaki komşumuzla, alışveriş yaptığımız bakkalla, manavla, mahallede, okulda, işyerinde birlikte olduğumuz arkadaşlarımızla örgütsel bir ilişki kurmayı becermeden güncel siyasete müdahale süreçleri yaratmak mümkün değildir.
Tecrübelerimizden biliyoruz ki, günlük siyasete müdahale araçlarından yoksun kalınca, bütün her şey kendi vicdanını rahatlatma, bir ritüeli yerine getirme ile sınırlanıp kalıyor.
Siyaset yapmak, öncelikle güç, dolayısıyla örgütlenme sorunudur.
Sorunu böyle kavrama aktüel siyasal süreçlere müdahale araçlarını yaratma ve bunu yeni toplum projesinin nüvesi olarak şekillendirme ve zenginleştirme zorunluluğu solun önünde bir görev olarak durmaktadır.
Aksi durumda daha önce yaptığımız gibi, sol siyaset kendi yarattığı hareketlilikten, kampanyacılıktan, kumpanyacılıktan öteye geçemeyecektir.
|